KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2009/17228 E., 2010/6729 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Tazminat-Nafaka
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm kusur, nafakalar ve manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve bozmanın kapsamı dışında kalarak kesinleşmiş olan yönlere ait temyiz itirazlarının incelenmesi artık mümkün bulunmamasına göre davalı-davacı kocanın aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı-karşılık davalı kadın lehine hükmedilen manevi tazminata boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi doğru değildir. Ancak bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması gerekmiştir. (HUMK.md.438/7)
KARŞI OY
İlk hükmün boşanmaya ilişkin bölümü temyizin şümulü dışında bırakılarak kesinleşmiştir. Boşanma hükmünün kesinleştiği tarihte, tahakkuk etmiş ve muacceliyet kesbetmiş bir tazminat bulunmadığından, bozmadan sonra hükmen belirlenen manevi tazminat için, boşanma kararının kesinleştiği tarihten geçerli olacak şekilde yasal faize hükmedilmesi yasaya aykırı olur. Çünkü boşanma hükmünün kesinleştiği tarihte "ifa edilebilir" nitelikte bir manevi tazminat alacağı bulunmamaktadır.
Başka bir deyişle o tarihte borçlunun tediye edebileceği bir borç yoktur. Öyleyse hüküm altına alınan manevi tazminat için, buna ilişkin kararın kesinleşmesinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekir. Bu sebeple, değerli çoğunluğun manevi tazminata boşanma hükmünün kesinleştiği tarihten geçerli olacak şekilde yasal faize hükmedilmesi gerektiğine ilişkin düzeltme görüşüne iştirak etmiyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2009/17228, K. 2010/6729, 7 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama