KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/10736 E., 2011/12494 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Ankara 10. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 13.11.2009
- Numarası
- Esas no:2009/1240 Karar no:2009/1365
Karar Metni
288 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kocanın boşanma davası, kusur, tazminatlar, velayet ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre davacı-davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece uyma kararı verilen Dairemizin 22.06.2009 tarihli bozma ilamında da belirtildiği gibi, "tarafların karşılıklı olarak evlilik birliğinden doğan yükümlülükleri yerine getirmedikleri, davalı-davacı kocanın müşterek konutun kapı kilidini karısından habersiz değiştirerek onun eve girişini engellediği" anlaşılmaktadır. Belirtilen kusurlu davranışlara göre boşanmaya neden olan olaylarda her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte; davalı-davacı kocanın daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekir.
Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi mevcut veya beklenen bir menfaati boşanma yüzünden haleldar olan kusursuz ya da daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini, 186. maddesi, eşlerin evi birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür.
Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen eşin diğerinden daha ziyade ve eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK.md,4 BK.md.42 ve 44 ) dikkate alınarak davacı-davalı kadın yararına uygun miktarda maddi tazminat verilmelidir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/10736, K. 2011/12494, 18 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama