KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/11372 E., 2011/12193 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
317 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Davacının duruşmaya katılmadığı oturumda, davalı vekili Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 409/1. maddesi gereğince davayı takip edeceğini bildirmiş ve yargılamaya devam edilmiştir. Bu şekilde, dosyanın işlemden kaldırılmayarak, davalının istemiyle yargılamaya devam edilmiş olması usul ve yasaya uygun olup; yargılamayı devam ettiren taraf, yargılama sonucunda davanın reddi kararıyla karşılaşabileceği gibi, kabul hükmüyle de karşılaşabilir.
Özetle davacının takip etmediği davayı takip edeceğini bildiren davalı; davanın kabul edilmesi riskini de üzerine almıştır. Temyize konu davada bu risk gerçekleşmiş ve dava kabul edilmiştir. Ancak, hükmü davalı değil; davacı temyiz etmiştir. Davacının temyiz dilekçesi feragat konusunda açık bir irade beyanını içermediğinden, feragat niteliğinde de değildir.
Bu nedenle, davacının aşağıda gösterilen çocukla kişisel ilişkiye yönelik temyizi dışında kalan "davanın yokluğunda yürütülmesi ve dava hakkında son beyanı alınmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu" itirazı haklı bulunmamıştır.
2-Kişisel ilişki düzenlenirken çocuğun Türk Medeni Kanunu 340. maddede belirtilen bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişiminin sağlanması öncelikle gözetilmekle birlikte; ana ve babalık duygusunun tatmini de gözetilmeli; ayrıca kişisel ilişkinin infazında tarafların, ekonomik ve sosyal yaşantısının olumsuz olarak etkilenmemesine de özen gösterilmelidir. Bu ilkeler göz önüne alındığında; babayla her hafta sonu şeklinde kurulan kişisel ilişki, anılan ilkelere aykırı olup; bozmayı gerektirirse de; bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden (HUMK. md.438/7) hükmün bu bölümünün düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/11372, K. 2011/12193, 13 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama