KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/12687 E., 2011/19343 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Kasım 2011
- Mahkemesi
- Adana 1. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 13.04.2010
- Numarası
- Esas no:2009/41 Karar no:2010/418
Karar Metni
392 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 22.11.2011 günü duruşmalı temyiz eden davacı E. S.A. ile vekili Av. ... ve karşı taraf temyiz eden davalı M. A. ile vekili Av. ... geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı kadının tüm, davacı kocanın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışnda kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı kadının, eşinin soyadını kullanma ile ilgili usulüne uyun harcı verilerek açılmış bir davası veya karşı davası bulunmamaktadır. Bu konuda karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm tesis edecek yerde, talebin kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir (TMK.md.173).
3-Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır.
Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusur bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davalı kadın yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı orantısız ve çoktur.
Daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
KARŞI OY YAZISI
Davalının gerçekleşen ekonomik ve sosyal durumuna göre yoksulluk nafakası alamayacağı kanaatindeyim. Hükmün bu sebeple de bozulması gerektiği düşüncesiyle değerli çoğunluğun bununla ilgili onama düşüncesine katılmıyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/12687, K. 2011/19343, 22 Kasım 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama