KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/1534 E., 2010/3736 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ilgın Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 6.3.2008
- Numarası
- Esas no: 2007/116 Karar no: 2008/137
Karar Metni
323 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün kusur, tazminatlar, nafakalar ve vekalet ücreti yönünden temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 8.12.2009 günü duruşmalı temyiz eden davalı-davacı M. S. geldi. Karşı taraf temyiz eden davacı-davalı tebligata rağmen gelmedi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda, birlik görevlerini yerine getirmeyen, ayrı ev tutulması nedeniyle bunu eşinin burnundan getireceğini söyleyen ve hastane dönüşü eşiyle ilgilenmeyen davalı-davacı kocanın daha ağır kusurlu bulunduğunun anlaşılmasına göre davalı-davacı kocanın tüm, davacı-davalı kadının aşağıdaki bentler dışındaki temyiz itirazları yersizdir.
2-Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davacı-davalı kadının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 BK. md. 42,43,44,49) dikkate alınarak davacı-davalı kadın yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
3-Kocanın karşı davası reddedilmiştir. Davacı-davalı vekiline bu dava yönünden de vekalet ücreti taktiri gerekirken bu hususun düşünülmemesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/1534, K. 2010/3736, 1 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama