KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/16559 E., 2011/16957 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
364 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm davalı tarafından kusur tespiti, tazminatlar ve nafaka yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Mahkemece, boşanmada davalı tam kusurlu kabul edilmiştir. Davalının delil olarak dayandığı Cumhuriyet Savcılığının 2010/13004 nolu soruşturma evrakından, davacının başka bir erkekle otomobil içinde öpüşürken yakalandığı ve kocasına "sen bana karışamazsın" dediği anlaşılmaktadır. Soruşturmanın takipsizlik kararıyla sonuçlanmış olması, kadının bu eylemini ve kusurunu ortadan kaldırmaz.
Eşlerin sadakat yükümlülüğü (TMk.m.185/3) de, evlilik süresince geçerli olup, boşanma yönünde oluşan hüküm kesinleşinceye kadar devam eder. Bu itibarla evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davacı da kusurludur. Hal böyleyken mevcut olaylara göre evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında davalının tam kusurlu kabul edilmesi ve buna bağlı olarak boşanmanın fer'i sonuçları hakkında yazılı olduğu gibi hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
KARŞI OY YAZISI
Boşanma Hukukunda "davadan sonra" gerçekleşen olaylar ancak yeni bir boşanma davasının konusu olabilir.
Davadan sonra gerçekleşen eylemleri "evlilik birliğinin sona ermesi tarihine kadar yükümlülükler sürer" gerekçesiyle hükme esas alınmaya kalkışılırsa;
-Boşanma davasına "sonsuz sayıda" delil listesi sunabilirsiniz, çünkü evlilik sona ermemiştir.
-Boşanma davasına temyiz ya da karar düzeltme aşamasında delil sunabilirsiniz, çünkü evlilik sona ermemişt
-Boşanma davasına "davanın reddi gerekir" şeklindeki bozma kararına uyulmuş olsa bile delil sunabilirsiniz. Çünkü evlilik sona ermemiştir.
Davadan sonra gerçekleşen eylemler hükme esas almaya kalkışılırsa sunulacak her yeni delil listesi ile boşanma davalarının kilitleneceği izahtan varestedir.
Boşanma davalarında da "yükümlülüklerin evlilik sona erinceye kadar sürdüğü" gerekçesi evlilik bitene kadar her zaman ve her koşulda delil sunabilirsiniz anlamına gelmektedir.
Ne Türk Medeni Kanunu ne Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri bu konuda boşanma davalarına özgü bir ayrıcalık tanındığına ilişkin hükmü bünyesinde barındırmamaktadır.
Uygulama, her dava açıldığı tarihteki koşullara uygun olanarak incelenir şeklinde "hukukun temel ilkesi" ile de bağdaşmamaktadır.
Evlilik sona erene kadar her aşamada ve her koşulda delil sunma özgürlüğünü sağlayan değerli çoğunluğun görüşüne katılabilme olanağın bulunmamaktadır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/16559, K. 2011/16957, 25 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama