KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/21295 E., 2011/2074 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma-Ziynet Alacağı
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Borçlar Kanununun 42 ve 44. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK .md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
3-Müşterek çocuklar yargılamanın devamı sırasında davalı baba yanında kalmışlar ve duruşmada babaları ile kalmak istediklerini ifade etmişlerdir. Görüşlerine başvurulan uzmanlar da raporlarında velayetlerin babaya verilmesi gerektiğini belirtmişlerdir. Küçüklerin birbirlerinden ayrılmalarının onların bedeni ve fikri gelişimlerinde olumsuz etki yapacağı da açıktır. Öte yandan karardan sonra, 18.6.2009 tarihli tutanakla velayeti anneye verilen müşterek çocuk ... 'ın anne tarafından babaya teslim edildiği de anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında, 2001 doğumlu ... 'un da velayetinin davalı babaya verilmesi gerekirken; yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru bulunmamıştır.
4-Davacı kadın yararına hükmedilen tazminatlara talep olduğu halde boşanma davasının kesinleşme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmemiş olması da doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/21295, K. 2011/2074, 10 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama