KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/22407 E., 2012/2176 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Uşak Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 26.08.2010
- Numarası
- Esas no:2009/100 Karar no:2010/771
Karar Metni
540 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından; kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası ve tazminatların reddine, davalı-davacı koca tarafından ise, kadının kabul edilen boşanma davası, kusur ve manevi tazminat yönünden temyiz edilip; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 09.02.2012 günü, duruşmalı temyiz eden davacı-karşı davalı F. K.. vekili Av. M. A.. ve karşı taraf temyiz eden davalı-karşı davacı D. K..ile vekillerinden Av. K. K..geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalı-davacı kocanın, kabul edilen davacı-davalı kadının davası ve kusura yönelik temyiz incelemesinde;
Toplanan delillerden davacı-karşı davalı kadının birden fazla erkekle sadakat yükümlülüğüne aykırı olarak ilişkiye girdiği, eşini sevmediğini söyleyip, eşini ortak konuttan kovduğu; buna karşılık davalı-davacı kocanın birlik görevlerini yerine getirmediği ve güven sarsıcı davranışlar içine girdiği anlaşılmaktadır.
Ortak çocuk Duygu'nun beyanında geçen olaylardan sonra evliliğin devam ettirildiği anlaşıldığından; tanığın beyanında geçen kocanın eşine karşı cinsel şiddet uyguladığına ilişkin olay, boşanma nedeni olarak kabul edilemez. Gerçekleşen bu durum karşısında; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına ve boşanmaya neden olan olaylarda; her iki taraf da kusurlu olmakla birlikte, davacı-davalı kadının daha ağır kusurlu kabul edilmesi gerekir.
Davalı-davacı kocanın davası bakımından Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesindeki, davacı-davalı kadının davası bakımından ise, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesindeki boşanma koşulları gerçekleşmiştir. Davacı - davalı kadının boşanma davasının kabul edilmesinde bir hata yoktur.
Ancak, davacı-davalı kadının boşanma davasının kabulü gerekçesi doğru değilse de, kabul hükmü sonuç olarak doğru olduğundan; açıklanan şekilde kabul gerekçesinin değiştirilerek onanmasına (HUMK. md. 438/7) karar vermek gerekmiştir.
2-Davalı-davacı kocanın manevi tazminat talebine yönelik temyiz incelemesine gelince;
Yukarıda l . bentte açıklandığı gibi davalı-davacı koca boşanmaya neden olan olaylarda eşit veya ağır kusurlu değildir.Türk Medeni Kanununun 174/2 maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür.
Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı kocanın ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK. md.4 BK. md. 42,43,44,49) dikkate alınarak davalı-davacı koca yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
3-Davacı- davalı kadının temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Yukarıda l. bentte açıklandığı gibi boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı kadın ağır kusurludur. Bu kusur belirlemesi karşısında Türk Medeni Kanununun 174/1-2. ve 175. maddesindeki tazminat ile yoksulluk nafakası verilmesine ilişkin koşullar gerçekleşmediğinden; davacı-davalı kadının temyiz itirazları yerinde bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/22407, K. 2012/2176, 9 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama