İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Yargıtay Kararları
  3. /2. Hukuk Dairesi

YARGITAY · 2. HUKUK DAİRESİ

İçtihat Metni

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/22858 K.2011/22253

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm her iki dava yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Esas2010/22858Karar2011/22253Tarih15 Aralık 2011Okuma4 dk · 723 kelime

KÜNYE

2. Hukuk Dairesi 2010/22858 E., 2011/22253 K.

Mercii
Yargıtay
Karar tarihi
15 Aralık 2011
Mahkemesi
Aile Mahkemesi
Dava türü
Boşanma-Tedbir Nafakasının Artırılması
Karar metni, Yargıtay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

723 kelime·4 dk okuma·1 bölüm

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm her iki dava yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle fiili ayrılığın tek başına boşanma sebebi oluşturmamasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edene yükletilmesine peşin alınan harcın mahsubuna ve 73.90 TL. temyiz başvuru harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.15.12.2011(Prş.)

KARŞI OY YAZISI

743 sayılı Türk Kanunu Medenisi'nin 134/2. maddesindeki "eğer geçimsizlik, iki taraftan birine daha ziyade kabili isnat ise boşanma davasını ikame hakkı ancak diğer tarafa aittir" şeklindeki hüküm 1988 yılında yürürlüğe giren 3444 sayılı kanunla kaldırılmış; değiştirilen 137. madde 01.01.2002 tarihinde yürürlüğe giren 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu aynen alınarak, bugün uygulanan 166. madde oluşturulmuştur.

Madde değişikliği incelendiğinde, boşanmadaki kusur ilkesinden uzaklaşma eğilimi görülmektedir. Dairemiz içtihatlarında bunu "boşanmada kusur ilkesinden önemli ölçüde uzaklaşılmışsa da, tamamen terkedilmediği; boşanmaya karar verebilmek için, davalının az da olsa kusurunun varlığının şart olduğu" şeklinde yorumlamaktadır. Mevcut uygulamaya göre, davalının kusuru hiç bulunmuyorsa, boşanmaya karar verilemeyecektir.

Yukarıda açıklanan temyize konu davada olduğu gibi veya benzeri olan durumlarda salt kusuru bulunmayan davalı eşin boşanma davası açmaktan kaçınması sonucu, böyle bir evliliği devam ettirmek ne ölçüde doğru olacaktır. Evlilik nikah aktiyle kurulan sui generis (kendine özgü) bir aile hukuku sözleşmesidir. Sözleşmelerdeki "ahte vefa (sözleşmeye bağlılık)" ilkesi nedeniyle durumu bu kadar zorlaştırmak yerinde bir tutum mudur.

Düşünceme göre, artık Türk boşanma hukukunda boşanma kararı bakımından kusur ilkesinden tamamen vazgeçilmesinin zamanı gelmiştir. Zaten genel boşanma sebebiyle boşanma davası açılmasını düzenleyen Türk Medeni Kanununun 166. maddesinde boşanma hükmünü davalının kusuruna bağlayan bir açıklık yoktur. Maddeye göre boşanmaya, kusurluluğu göre değil, "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" ölçüsüne göre karar verilmektedir.

Nitekim, öğretide de temelinden sarsılma ölçüsünün gerçekleştiği durumlarda; eşlerin kusuru olmasa bile boşanmaya karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır (Akıntürk, Turgut Türk Medeni Hukuku, yeni Medeni Kanuna Uyarlanmış Aile Hukuku, C.II 9 bası İstanbul 2004, sh. 238. Zevkliler, Aydın/Acabey, M.Beşir/ Gökyayla, K.Emre: Medeni Hukuk, Ankara 2000, sh.881. Ceylan, Ebru: Türk ve İsviçre Hukukunda Boşanmanın Sonuçları, İstanbul 2006 sh.12.).

Ancak hemen belirtmek gerekir ki, boşanmada kusur ilkesinden tamamen vazgeçilmesi anlayışı kabul edilse bile, kusur ilkesi boşanmanın fer'i (eki) niteliğindeki sonuçlarından olan yoksulluk nafakası (TMK. m.175.) ile maddi ve manevi tazminat (TMK.m.174/1-2)verilebilmesi bakımından belirleyici olduğundan; boşanma davası içinde araştırılmaya devam edileceği gibi; çoğu zaman, evlilik birliğinin temelinden sarsılması olgusu araştırılırken kendiliğinden de araştırılmış olacaktır.

Sorun, davalının kusuru hiç olmasa bile, evlilik birliğinin temelinden sarsılmış sayılması gereken bir durumun kabul edilip edilemeyeceği noktasındadır.

Yine düşünceme göre, boşanmada kusur ilkesinden tamamen vazgeçilmese bile, kusur ilkesinin uygulama alanının iyice daraltılması gereklidir. Yani çok özel bazı durumlarda, davalının kusuru olmasa bile Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddeleri uyarınca boşanmaya karar verilebilmelidir. Yukarıda evlenmenin aynı zamanda bir sözleşme ilişkisi olduğunu belirtmiştik.

İstisanen sözleşmeler için söz konusu olan "işlem temelinin çökmesi"görüşünün (kavram için, bkz. Serozan, Rona: Borçlar Hukuku, genel bölüm, c.III, İstanbul 2009, sh. 259-270) boşanma hukukunda uygulanabileceğini düşünüyorum.

İşlem temelinin çökmesi kavramı, önceden mevcut bir olgu veya sonradan oluşan bir olay nedeniyle, sözleşmenin temelini oluşturan olguların köklü biçimde değişmesi sonucu; sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması veya duruma göre, sözleşmenin feshi veya sözleşmeden dönme yoluna başvurulmasını anlatmaktadır (bkz.Serozan, age.sh267.) Bu görüşü boşanma hukukuna uyguladığımızda; evlilik öncesinde bilinmeyen veya bilinip de önemsenmeyen ya da evliliğin devamı sırasında ortaya çıkan, bazen tarafların iradesi dışında gelişen öyle çarpıcı olaylar ve olgular olabilir ki; bu olaylar ve olgular nedeniyle artık evlilik birliğinin çekilmez hale geldiği;

temelinden sarsıldığı, evliliğin devamında taraflar ve varsa çocuklar için bir yarar kalmadığı ilk bakışta farkedilebilir bir görünümdedir. Böyle bir durumda, hiç kusuru olmasa bile; davalının boşanmaya karşı çıkması Türk Medeni Kanununun 2. maddesi anlamında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olacaktır.

Somut olayda evliliğin devamı sırasında davacının akıl hastalığı ortaya çıkmış; davacı kısıtlanarak kendisine vasi atanmıştır. Taraflar 27 yıldır eylemli olarak ayrı yaşamaktadır. Toplanan delillerle, davalı kadının bir kusuru kanıtlanmamıştır. Davalının boşanma davasını kendisinin açması beklenirken; açmadığı ve beyanında "şimdiye kadar böyle devam etti bundan sonra da böyle devam etsin" anlayışında olduğunu belirttiği görülmektedir. Davalı kadının bu davranışı tipik bir hakkın kötüye kullanılması davranışı niteliğinde olup; korunması gerekmez. O halde, boşanmaya karar verilmek üzere, hükmün bozulması gerekir. Değerli çoğunlukla, açıkladığım nedenlerle farlı düşünüyorum. 3-HK/DÖ/YE

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/22858, K. 2011/22253, 15 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Yargıtay
Daire
2. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/22858
Karar No
2011/22253
Tarih
15 Aralık 2011

İlgili Kararlar

  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/22859 K.2011/21000
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/22860 K.2011/21001
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/22862 K.2011/22254
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/22863 K.2011/21002
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/22869 K.2011/21699
  • Yargıtay 2. Hukuk Dairesi E.2010/22870 K.2011/21700

Tüm Arşiv

Yargıtay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.