KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/692 E., 2011/1951 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Erzincan 2. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 05.11.2009
- Numarası
- Esas no:2006/560 Karar no:2009/416
Karar Metni
421 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı, 13.11.2007 tarihli oturumda tedbir nafakası isteğinden vazgeçmiş ise de 26.2.2008 tarihli oturumda yeniden tedbir nafakası istemiştir. Davacının malvarlığı ve geliri bulunmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla, davacı kadın yararına istem tarihinden (26.2.2008) itibaren tedbir nafakasına (TMK.md.169) hükmolunması gerekirken yazılı şekilde dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı yararına tedbir nafakası verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
3-Davacının istediği ve kabulüne karar verilen ziynet eşyaları yönünden;
Kanunda aksi öngörülmedikçe kural olarak herkes iddiasını isbatla yükümlüdür (TMK.md.6). Ancak iddialar karşılaştığında kimin isbat yükü altında bulunduğunun tesbiti her zaman kolay olmamaktadır. Bunun için gerek ilmi gerekse kazai içtihatlarda bir takım ölçülere yer verilmiştir.
Hemen bütün ilim adamlarının birleştiği ve Yargıtay uygulamasında kararlılık ifade eden ölçüye göre, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer (Prof.Baki Kuru,Hukuk Muhakemeleri Usulü, l968,sh.372; Prof. İlhan Postacıoğlu,Medeni Yargılama Usulü, l970,sh.464; Prof.Necip Bilge, Hukuk Yargılamaları Usulü,l967, sh.449; Prof.Sabri Şakir Ansay Hukuk Muhakemeleri Usulü, l957,sh.248-249; Prof.Saim Üstündağ Hukuk Muhakemeleri Usulü, l973, sh.378; H.G.K.nun l9.7.l967 gün ve 239-340 sayılı, 7.6.l974 gün ve l972/84 sayılı kararları).
İleri sürdürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir(Prof.Saim Üstündağ,age.l973 sh.397).
Davacı ziynet eşyasının davalıda kaldığını ileri sürmüş,davalı ise onun tarafından götürüldüğünü savunmuştur. Hayat deneylerine göre olağan olan, bu çeşit eşyanın kadının üzerinde olması ya da evde saklanmış, muhafaza edilmiş bulunmasıdır. Diğer bir deyimle bunların davalı tarafın zilyetlik ve siyanetine terk edilmiş olması olağana ters düşer.
Diğer taraftan söz konusu eşya rahatlıkla saklanabilen, taşınabilen, götürülebilen nev'idendir. Onun için evden ayrılmayı tasarlayan kadının bunları önceden götürmesi gizlemesi her zaman mümkündür.
Davacı dava konusu ziynet eşyasının varlığını, evi terk ederken bunların zorla elinden alındığını, ve götürülmesine engel olunduğunu, evde kaldığını, ispat yükü altındadır.
Olayda kadın, dava konusu ziynet eşyasının, götürülmesine engel olunduğunu ve zorla elinden alındığını,daha öncede götürme fırsatı elde edemediğini ispat edememiştir. Buna rağmen yukarıda yazılı ilkelerde hataya düşülerek hüküm kurulması usul ve kanuna aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/692, K. 2011/1951, 9 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama