KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/7465 E., 2010/20502 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Aralık 2010
- Mahkemesi
- İstanbul 2. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 20.01.2010
- Numarası
- Esas no: 2008/863 Karar no:2010/11
Karar Metni
300 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hükmün temyizen mürafaa icrası suretiyle tetkiki istenilmekle duruşma için tayin olunan 23.11.2010 günününde duruşmalı temyiz eden davalılar İ.H.A.ve E. A. vekilleri Av. C. U.ve temyiz eden davalı E.A.K.vekili Av. S. Sönmez ile karşı taraf davacı M.A. vekili Av. O. E.Y.geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
1-Dava konusu taşınmazın davacı ve kocası davalı İ.H.tarafından ortak konut olarak kullanıldığı sabittir. Konutun kuru mülkiyeti davalı kocaya, intifa hakkı davalı kocanın annesi E.'e aittir. Davacı ve davalı kocanın bu taşınmazı aile konutu olarak kullanmaları intifa hakkı sahibi anne E.in tek yanlı rızasına dayalıdır. Diğer bir söyleyişle, davacı ve davalı kocanın taşınmazı aile konutu olarak kullanmaları kocanın kuru mülkiyet hakkına dayalı değildir.
Türk Medeni Kanununun 194.maddesinde düzenlenen aile konutu korumasından yararlanabilmek için; bu konutta eşlerden birinin yararlanma hakkı veren bir mülkiyet veya sınırlı ayni hakka (örneğin, intifa, sükna gibi) sahip olması gerekir. Eşin ortak konutta sadece kuru mülkiyet hakkı sahibi olması, diğer eşin tapuda aile konutu şerhi verdirmesine yeterli değildir. Bu açıklamalar gözetilerek davanın reddi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmiş olması isabetsizdir.
2-Kabule göre de; iptal kararı sadece davalı kocanın tasarruftan önce sahip olduğu kuru mülkiyet hakkı ile sınırlı olması gerekirken; tapu kaydının tamamıyla iptali ve davalı koca adına tesciline karar verilmiş olması da doğru olmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/7465, K. 2010/20502, 7 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama