KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2010/8668 E., 2011/9349 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Mayıs 2011
- Mahkemesi
- Zile Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 25.12.2009
- Numarası
- Esas no:2008/443 Karar no:2009/546
Karar Metni
344 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen hüküm ziynet eşyaları yönünden temyiz edilmekle evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 388/5. maddesi, hükmün sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yükletilen borç ve tanınan hakların mümkünse sıra numarası altında birer, birer, açık , şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesini emredici kural olarak getirmiştir. Gerekçeli kararın da kısa karara uygun düzenlenmesi zorunludur. (HUMK. md. 381/2).
Dava dilekçesi, bilirkişi raporu gibi herhangi bir belgeye atıf yapılarak hüküm kurulamaz. Gerek tefhim edilen ve zabıtla belirlenen kararda, gerekse buna uygun düzenlenmesi zorunlu gerekçeli kararda hüküm altına alınan eşyanın cins, nitelik, miktar ve değerlerinin ayrı ayrı gösterilmesi ve taraflara yüklenen borç ile tanınan hakkın infazda güçlük çıkarmayacak biçimde belirtilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde kabulüne karar verilen ziynetlerin değerleri ayrı ayrı gösterilmeden toplam (6.340 TL.) ye hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
KARŞI OY
Davacı vekili, 20.10.2009 tarihli o turumda hakimin bir hatırlatması olmaksızın “ yemin teklifinde bulunup bulunmayacakları konusunda gelecek celse beyanda bulunacağız” diyerek bu hususta hakimden süre talep etmiş, mahkemece aynı oturumda süre tanınmış, takip eden 17.11.2009 tarihli oturumda ziynetlerle ilgili karşı taraf yemin teklifinde bulunmuştur.
Davalı teklifi kabul etmiş, davacı vekilinin 10.12.2009 tarihli dilekçesinde önerdiği şekilde 22.12.2009 tarihli oturumda yemini eda etmiştir. Kendiliğinden karşı tarafa yemin teklif eden taraf, iddiasını tanık beyanlarıyla kanıtlamış olsa dahi, artık tanık beyanları dikkate alınamaz. Böyle bir durumda evvelki delillerden vazgeçip, davanın mukadderatını “ yemine” bağlamış sayılır.Taraf yemini de, yemin edenin lehine, öneren tarafın aleyhine kesin kanıt oluşturur.
(HUMK.md.351) Öyleyse davacının ziynetlere ilişkin isteğinin reddi gerekir.Hüküm bu sebeple bozulmalıdır.Bozmaya sonucu itibarıyla katılmakla birlikte değerli çoğunluğun gerekçesine açıklanan sebeple katılamıyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2010/8668, K. 2011/9349, 30 Mayıs 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama