KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/11596 E., 2012/8886 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2012
- Mahkemes i
- Zonguldak l. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 05.04.2011
- Numarası
- Esas no:2010/854 Karar no:2011/352
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı (kadın) tarafından; kusurlu kabul edilmesine ilişkin gerekçesi, maddi ve manevi tazminat ve nafaka yönünden, davalı (koca) tarafından da tamamına şamil olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının temyiz itirazları yersizdir. 2-Davacının temyiz itirazlarına gelince;
a) Mahkemece, "boşanmada davacı ağır kusurlu" kabul edilmiş, bunun dayanağı olarak davacının "eşi ve ailesinin bilgisi dışında telefon görüşmeleri yapması, başkasının aracına binmesi, bu suretle güven duygularını zedeleyici davranışlarda bulunması" gösterilmiştir. Oysa davacının bu eylemleri ve güven sarsıcı davranışları sabit olmamıştır.
Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden tarafların davalının ailesiyle birlikte oturdukları, davacının bağımsız ev isteğine ve kayınvalidenin ölçüsüz müdahalesine davalının kayıtsız kaldığı, davalının düzenli çalışmadığı, bu suretle birliğin giderlerine katılmadığı ve eşini istemediğini söylediği anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu duruma göre evlilik birliğinin temelinden sarsılması tamamen davalının kusurlu tutum ve davranışlardan kaynaklanmış olup, davacıya atfedilebilecek bir kusur ispatlanamamıştır. Bu husus nazara alınmadan "davacının ağır kusurlu" kabul edilmesi ve davacının tazminat istekleri ile yoksulluk nafakası talebinin bu gerekçe ile reddedilmesi doğru görülmemiştir.
b) Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davacı yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/11596, K. 2012/8886, 9 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama