KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/15745 E., 2012/24419 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Ekim 2012
- Mahkemesi
- Düzce Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 28.04.2011
- Numarası
- Esas no:2008/350 Karar no:2011/382
Karar Metni
321 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 12.10.2012 günü duruşmalı temyiz eden davalı -davacı E.. O..S..vekili Av. Y.. S.. ve karşı taraf temyiz eden davacı-davalı E..S.. vekili Av. S.. H.. Ş...geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece davacı-davalı kocanın boşanma davasının kabulüne, davalı-davacı kadının ise karşı boşanma davasının reddine karar verilmiştir. Mahkemenin kabulünde olduğu gibi davalı-davacı kadının güven sarsıcı davranışları karşısında, davacı-davalı kocanın da aile sırlarını başkalarına anlattığı sabittir.
Bunların dışında davacı-karşı davalı (koca)'nın, kendi davasının kabulü ile verilen boşanma kararı henüz kesinleşmeden bir başka kadınla birlikte yaşamaya başladığı ve bu kadından bir çocuğunun bulunduğu ileri sürülmüş ve bu iddia temyiz aşamasında sunulan nüfus kaydı ve diğer delillerle doğrulanmıştır.
Türk Medeni Kanununun 185/3. maddesinde yer alan eşlerin sadakat yükümlülüğü evlilik birliği süresince geçerlidir ve boşanma yönünde oluşan karar kesin hüküm halini alıncaya kadar bu yükümlülük devam eder. Davacı-karşı davalı (koca)nın bu yükümlülüğünü ihlali, diğer taraf bakımından boşanma sebebi oluşturur. Ortaya çıkan bu yeni hadise, kadının davasının sonucunu ve tarafların kusur dağılım ve dereceleri ile boşanmanın fer'i sonuçlarını etkileyecek niteliktedir.
Bu nedenle, davanın açılmasından sonra gerçekleşen bu yeni olay; iddia ve savunmanın genişletilmesi olarak değerlendirilemez. Öyleyse bu husus nazara alınarak, diğer delillerle birlikte değerlendirilmesi ve hasıl olacak sonucuna göre karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/15745, K. 2012/24419, 12 Ekim 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama