KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/17357 E., 2012/26603 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Gaziantep 1. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 22.06.2011
- Numarası
- Esas no: 2009/1065 Karar no:2011/707
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, hem zina hem de evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebeplerine dayalı her iki boşanma isteğinin kabulüne yönelik olarak temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 09.11.2012 günü temyiz eden davalı A.K.vekili Av. .... geldi. Karşı taraf davacı ve vekili gelmediler. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Davalının Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesi uyarınca verilen boşanma hükmü ve fer’ilerine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle affedilen veya hoşgörüyle karşılanan olaylara dayalı olarak boşanma kararı verilemeyeceğine; davalının sadakat yükümlülüğüne aykırı ve zinaya dayalı boşanma talebine konu ettiği olaylardan sonra, davacı kocanın eşine mesaj çekerek onu affettiği ve bu suretle on gün birlikte yaşamış olmalarına ve daha sonra da davalı kadının bu kez "Beşir" isimli bir başka şahısla güven sarsıcı davranış içine girdiğinin anlaşılmasına göre, davacının Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesine yönelik davadan verilen hükümle ilgili aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b-Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır.
Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusur bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davacı koca yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı orantısız ve çoktur.
Daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
c-Hakim, hükmün sonuç kısmında taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakları açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde, yani infaz edilebilir nitelikte karar oluşturmakla yükümlüdür (HMK.md.297/2). Bu bakımdan velayeti babaya verilen ortak çocukla kurulan kişisel ilişkide görüşme dönemlerinin başlangıç ve bitim saatlerinin kararda gösterilmemiş olması, infazda tereddüt uyandıracak nitelikte olduğundan; açıklanan kanun hükmüne aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Yukarıda 1. bentte açıklandığı gibi, davalı kadının mahkemece zina olarak değerlendirilen sadakat yükümlüğüne aykırı önceki davranışları, davacı koca tarafından affedilmiş ve taraflar yeniden bir araya gelip on gün birlikte yaşamışlardır. Affedilen zinaya ilişkin bir davranışa dayalı olarak zina sebebiyle boşanma kararı verilemez. Toplanan delillere göre; davalı kadının barışmadan sonraki "Beşir" adlı kimseyle görüşmesinin ise zina aşamasına ulaşmadığı, bu davranışın güven sarsıcı davranış aşamasında kaldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, davacının Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde düzenlenen zina hukuki sebebine dayalı olarak açılmış davasının reddine karar verilmesi gerekirken; yetersiz gerekçeyle kabulü de isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/17357, K. 2012/26603, 9 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama