KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/18037 E., 2012/14365 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Bakırköy 10. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 9.6.2011
- Numarası
- Esas no:2009/806 Karar no:2011/447
Karar Metni
306 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından; tazminatlar, iştirak nafakasının miktarı ve aile konutuyla ilgili talep yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının aile konutu şerhi konulması (TMK.m.194/3) talebiyle ilgili davasının ayrılmasına karar verildiği ve bu taleple ilgili olarak ayrılan dosyada karar verileceğinin tabii olmasına ve yargılama aşamasında ileri sürülmeyen aile konutunun tahsisi isteminin temyiz aşamasında ileri sürülmesinin mümkün bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Hükmün sonuç kısmında, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir (HUMK.m.388/son. HMK.m.297/2). Gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz (HMK.m.298/2).
Mahkemece, gerekçeli kararın 2 numaralı bendi olan "Taraflar karşılıklı olarak birbirlerinden tazminat, nafaka istemediklerinden, tasfiyeyi gerektirir mal varlıkları olmadığından bu hususlarda karar verilmesine yer olmadığına" hükmüne kısa kararda yer verilmediği gibi; kısa ve gerekçeli kararda davacı yararına maddi ve manevi tazminata karar verilerek; hem kısa kararla gerekçeli karar arasında hem de gerekçeli kararın kendi arasında çelişki yaratılmıştır.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş. 10.04.1992 tarihli 7/2 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca davacının maddi ve manevi tazminat talepleri hakkında yeniden karar vermekten ibarettir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/18037, K. 2012/14365, 29 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama