KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/19812 E., 2012/28730 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 30 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Kadıköy 2. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 08.06.2012
- Numarası
- Esas no:2009/955 Karar no:2011/571
Karar Metni
488 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 30.11.2012 günü duruşmalı temyiz eden davalı- davacı M.A.vekilleri Av. ...ve Av. M.A.T. ile karşı taraf temyiz eden davalı-davacı C. A.vekili Av. .geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının tüm, davalı-davacı kocanın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davacı-davalı kadının halen faal olan iki şirkette %10 ortaklığının, İstanbul/Emirganda bir villada 1/4 hissesinin , 2007 model BMV marka arabasının bulunduğu ve emekli olduğu, mevcut geliri ve malvarlığı dikkate alındığında boşanmayla birlikte yoksulluğa düşmeyeceği, Türk Medeni Kanununu 175. maddesindeki koşulların oluşmadığı görülmektedir. Hal böyleyken davacı-davalı kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat çoktur. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK .md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
KARŞI OY YAZISI
Toplanan delillerden, tarafların 40 yılı geçkin süredir evli oldukları, birlikte çocuklarını büyüttükleri, ancak, davalı-davacı kocanın evlilik süresi içerisinde, eşine ve kızına sürekli fiziksel şiddet uyguladığı, hakaretlerde bulunarak oları aşağıladığı, kendi görüş ve fikirleri doğrultusunda baskı kurduğu ve eşinin yeğenine karşı tacizlerde bulunduğu, davalı-davacı kadının ise boşanmayı gerektirir hiçbir kusurunun kanıtlanmadığı anlaşılmaktadır.
Tarafların gerçekleşen kusurlu davranışları, evlilik süresinin uzunluğu, davacı-davalı kocanın mevcut mal varlığı ve ekonomik durumu dikkate alındığında, davalı-davacı kadının mevcut ve beklenen menfaatlerinin boşanma yüzünden zedelendiği, yine, kocanın kusurlu davranışlarının kadının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olup, bu yönün gözetildiğinde Türk Medeni Kanunun 174/1-2. maddesi uyarınca mahkemece takdir edilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının isabetli ve yeterli olduğu, bu nedenle sayın çoğunluğun onama ve yoksulluk nafakası yönünden bozma görüşlerine aynen katılmakla birlikte, tazminatların miktarları yönünden de onama düşündüğümden, sayın çoğunluğun tazminatların miktarları yönünden bozma görüşlerine katılmıyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/19812, K. 2012/28730, 30 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama