KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2011/19826 E., 2012/18019 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Haziran 2012
- Mahkemesi
- Ilgın Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 08.03.2011
- Numarası
- Esas no:2007/424 Karar no:2011/70
Karar Metni
438 kelime·2 dk okuma
Davacı tarafından davalı aleyhine açılan “boşanma ve eşya alacağı” davası ile davalı tarafından davacı aleyhine açılan “boşanma” davasının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; davacı-davalı (kadın) tarafından, çeyiz eşyalarının reddedilen kısmı, kabul edilen kısımla ilgili faiz, maddi tazminatın miktarı ve manevi tazminat yönünden; davalı-davacı (koca) tarafından ise, kararın tamamına yönelik olarak temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Tarafların çeyiz ve ziynet eşyalarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık bulunmamasına göre, davalı-davacı (koca)'nın çeyiz ve ziynetlere ilişkin tüm, davacı-davalı (kadın)'ın aynı konuya ilişkin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
b)Davacı-davalı (kadın), çeyiz ve ziynet eşyaları için faiz talebinde de bulunduğu halde, kabul edilen çeyiz ve ziynetlerin bedelleri üzerinden dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, bu hususta hüküm tesis edilmemiş olması doğru bulunmamıştır.
2-Tarafların diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Davalı-davacı (koca)'nın eşine sürekli olarak fiziksel şiddet uyguladığı, hakaret ederek evden kovduğu ve evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği gerçekleşmiş ise de; davacı-davalı (kadın)'ın da, kocasına dava tarihinden önce gönderdiği mesajlarla hakaret ettiği ve onu istemediğini ifade ettiği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Bu halde, tarafların her ikisinin de kusurlu davranışlarıyla evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığı sabittir.
Koca daha fazla kusurlu olmakla birlikte, kadının da kusuru gerçekleştiğine göre, kadının koca tarafından açılan boşanma davasına karşı koyması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, evlilik birliğinin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamış, Türk Medeni Kanununun 166/2. maddesi şartları kocanın boşanma davası bakımından oluşmuştur.
Öyleyse, koca tarafından açılan birleşen boşanma davasının da kabulü suretiyle tarafların boşanmalarına (TMK m 166/2) karar verilmesi gerekirken, kocanın davasının reddi doğru olmamış, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Bozma sebebine göre, her iki boşanma davası hakkında birlikte hüküm tesis edilmesinin gerekmesi karşısında, davacı-davalı (kadın)'ın maddi tazminatın miktarı ve manevi tazminata ilişkin temyiz itirazları ile davalı-davacı (koca)'nın, kadının boşanma davası ile fer'ilerine ilişkin temyiz itirazları incelenmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2011/19826, K. 2012/18019, 28 Haziran 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama