KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/11428 E., 2012/27333 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Kasım 2012
- Mahkemesi
- Ankara 4. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 27.3.2012
- Numarası
- Esas no:2010/1585 Karar no:2012/439
Karar Metni
360 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, taraflarca; her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece (her iki dava kabul edilerek) tarafların Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesince boşanmalarına ve fer'ilerine karar verilmiş, kararı taraflar süresinde her iki dava ve fer'ileri yönünden temyiz etmişlerdir. Temyiz incelenmesinden önce Yargıtay'a hitaben gönderilen 8.11.2012 tarihli dilekçeden tarafların boşanma ve mali sonuçları konusunda aralarında protokol düzenledikleri anlaşılmaktadır. Bu protokol dikkate alınarak taraflar duruşmaya çağrılıp bizzat beyanları da alınmak suretiyle sonucu uyarınca karar verilmek üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece tarafların karşılıklı boşanma davaları kabul edilerek Türk Medeni Kanunun 166/1 maddesi gereğince boşanmalarına ve ferilerine karar verilmiş, karar taraflarca temyiz edilmiştir. Hükümden ve temyizden sonra tarafların boşanma ve ferileri konusunda anlaştıkları ve aralarında buna ilişkin protokol yaptıkları anlaşılmaktadır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 428. maddesinde temyiz mahkemesi olarak Yargıtayın temyiz olunan hükmü hangi sebeplerle bozabileceği belirtilmiştir. Bu sebepler arasında hükümden sonra tarafların anlaşmaları bulunmamaktadır. Kaldı ki boşanma davalarında tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi kapsamı dışında anlaşmaları da mümkün değildir.
Bu maddeye göre yapılacak bir anlaşmanın geçerli olabilmesi de tarafların boşanma ve ferileri konusundaki anlaşmalarını bizzat hakim önünde beyan etmelerine bağlıdır. Hakimin anlaşmalı boşanma konusunda beyanlarını almak üzere tarafları duruşmaya çağırmak gibi bir zorunluluğu bulunmadığı gibi taraflarda mahkemeye gelmek zorunda değildirler.
Mahkemenin bozmaya uyulmasına karar vermesinden sonra, tarafların duruşmaya bizzat gelmemeleri veya gelipte anlaşmaktan vazgeçmeleri halinde nasıl bir işlem tesis edileceği de belirsizdir. Hal böyleyken tarafların aralarında yapılan protokolün bir anlaşma olarak nitelendirilmesi ve bu protokol doğrultusunda tarafların duruşmaya çağrılarak beyanlarının bizzat alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle kararın bozulması doğru değildir.
Temyiz sebeplerine bağlı kalınarak hükmün esastan incelenmesi gerekir.
Yukarıda açıklanan sebeplerle sayın çoğunluğun hükmün bu sebeple bozulması gerektiğine ilişkin görüşüne iştirak edilmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/11428, K. 2012/27333, 19 Kasım 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama