KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/13056 E., 2012/30797 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2012
- Mahkemesi
- İzmir 1. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 28.3.2012
- Numarası
- Esas no:2011/874 Karar no:2012/289
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-davacı kadın tarafından; kocanın boşanma ve aile konutu şerhinin kaldırılması davasının kabulü ve kendisinin alacak talebinin reddi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre davalı-davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itiraları yersizdir.
2-Cevap dilekçesinin sonradan harçlandırılmış olması; cevap dilekçesine karşı dava niteliği vermez. Davalı-davacı kadının talebine ilişkin süresinde harçlarını yatırmak suretiyle usulüne uygun olarak açılmış birkarşı davası bulunmamaktadır. Kadının alacak talebini içeren cevap dilekçesini süresinden sonra harçlandırmış olması nedeniyle; alacak talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığı" kararı verilecek yerde; kesin hüküm oluşturacak şekilde talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3-Aile konutu olarak kullanılan bir taşınmazın tapu kaydına Türk Medeni Kanununun 194. maddesi uyarınca konulan "aile konutu şerhi"nin kaldırılması; evliliğin herhangi bir sebeple sona erdiğinin ya da taşınmazın aile konutu niteliğini kaybettiğinin gerçekleşmiş olmasına bağlıdır. Eşlerden birinin tek yanlı olarak konutu boşaltmış olması; bu konutu aile konutu olmaktan çıkarmaz. Durum böyleyken, mahkemece, davacı kocanın konutu boşaltmış olması gerekçe gösterilerek, şerhin kaldırbirkarşı davası bulunmamaktadır. Kadının alacak talebini içeren cevap dilekçesini süresinden sonra harçlandırmış olması nedeniyle; alacak talebi hakkında "karar verilmesine yer olmadığı" kararı verilecek yerde; kesin hüküm oluşturacak şekilde talebin reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur.
3-Aile koılmasına karar verilmesi de doğru olmamıştır.
4-Mahkemece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını gerektiren olaylarda davalının daha ağır kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de; yapılan araştırma ve toplanan delillerden, davacı-davalı kocanın ortak konutu haklı kabul edilemeyecek nedenlerle eşyaları da alarak boşalttığı ve eşine hakaret içeren sözler söylediği; buna karşılık davalı-davacı kadının da kocası ve kocasının ilk eşinden olma kızına ağır sözlerle hakaret ettiği anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu olaylara göre; evlilik birliğinin temelinden sarsılmasını gerektiren olaylarda kadın daha ağır kusurlu olmayıp; tarafların eşit kusurlu olduklarının kabulü gerekir.
Durum böyleyken; mahkemece kadının daha ağır kusurlu kabul edilmesi doğru olmadığı gibi; eşit kusurluluk durumu yoksulluk nafakası talebine engel olmayacağı (TMK.m.175) ve kadının elde ettiği gelire göre zaman zaman çalışmış olmasının onu yoksulluktan kurtarmayacağı halde; yoksulluk nafakası talebinin reddine karar verilmesi de isabetsiz olmuştur.
5-Davalı-davacı kadının usulünce açılmış bir karşı davası bulunmadığı ve aile konutu şerhinin kaldırılması davasının da reddi gerektiği halde; davacı-davalı koca yararına sadece boşanma davası yönünden vekalet ücreti takdiri gerekirken; kabul edilen bir, reddedilen iki dava varmış gibi üç ayrı vekalet ücretine karar verilmiş olması da usul ve yasaya aykırı olmuş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/13056, K. 2012/30797, 19 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama