KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/15981 E., 2012/22551 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Gölcük 2.Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 03.05.2011
- Numarası
- Esas no:2010/349 Karar no:2011/310
Karar Metni
460 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı kadın 12.000 TL.değerindeki ziynet eşyası bedelinin davalı kocadan alınarak tarafına verilmesini talep etmiş, mahkemece kadının ziynet alacağına yönelik davası kısmen kabul kısmen reddedilerek 8.390 TL.değerinde ziynet eşyası bedelinin davacı kadına verilmesi hüküm altına alınmıştır. Davacının ziynet alacağına yönelik davası kısmen kabul kısmen reddedildiğine göre hüküm tarihindeki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesi bozmayı gerektirmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Mahkemece dava konuzu edilen ziynet eşyalarının evlilik birliği içerisinde bozdurularak parasının kooperatif hissesinin edinilmesi için harcandığı kabul edilmiştir. Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden edinilen kooperatif inşaatının 1999 yılında meydana gelen depremde yıkıldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar, davalının dava konusu edilen ziynet eşyalarının parası da konularak aralarında bir ortaklık kurmuşlardır. Ne varki doğal bir afet olan deprem sonucunda üye olunan kooperatifin inşaatı yıkılmış ve yapılan yatırımdan sonuç alınamamıştır. Kooperatif inşaatı tamamlansa ve üyelik karşılığında taraflar ev sahibi olsalardı, davacı kadın bu evden ziynet eşyalarının karşılığı katkı payı alacağı isteme hakkına sahip olacaktı. Kâra ortak olup, zarara katılmamak hakkaniyete aykırıdır.
Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.(TMK.m. 6) Kural olarak ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (6100 s. HMK. m.190/1)
Hemen bütün ilim adamlarının birleştiği ve Yargıtay uygulamasında kararlılık ifade eden ölçüye göre, ispat yükü hayatın olağan akışına aykırı iddia ve savunmada bulunana düşer.(Prof.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, l968 sh.372; Prof. İlhan Postacıoğlu, Medeni Yargılama Usulü, l970 sh.464; Prof.Necip Bilge, Hukuk Yargılamaları Usulü, l967 sh.449; Prof.Sabri Şakir Ansay Hukuk Muhakemeleri Usulü, l957 sh.248-249; Prof.Saim Üstündağ, Hukuk Muhakemeleri Usulü, l973 sh.378; H.G.K.nun l9.7.l967 gün ve 239-340 sayılı, 7.6.l974 gün ve l972/84 sayılı kararları). İleri sürdürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimse iddia ettiği olayları ispat etmelidir.(Prof.Saim Üstündağ, age. l973 sh.397).
Davacı, ziynet eşyalarının davalı tarafından rızası dışında elinden alındığını ispat edememiştir. Rızası ile verdiği ziynet eşyalarının parasını da geri isteyemez.
Yukarıda açıklanan sebeplerle davalının ziynet eşyalarına ilişkin temyiz talebinin kabulü ile hükmün ziynet eşyalarına ilişkin bölümünün bozulması gerektiğini düşündüğümüz için sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/15981, K. 2012/22551, 26 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama