KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/20122 E., 2013/15394 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2013
- Mahkemesi
- Ankara 5. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 12.06.2012
- Numarası
- Esas no:2012/373 Karar no:2012/835
Karar Metni
331 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, iade başvurusunda bulunan küçüğün annesi ve davacı Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 04.06.2013 günü temyiz eden davacı Y.Y.vekili Av. ..ve Karşı taraf davalı R..Y.vekili Av. . geldi. Temyiz eden davacı Cumhuriyet Başsavcılığını temsilen gelen olmadı. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dava, Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhlerine Dair 1980 tarihli Lahey Sözleşmesi hükümlerine göre, çocuğun mutat meskeninin bulunduğu ülkeye iadesi isteğine ilişkin olup sözleşmeye göre belirlenen "merkezi makam" adına mahalli Cumhuriyet Savcılığı tarafından açılmıştır. Bozmadan sonra, Cumhuriyet savcısı duruşmaya davet edilmeden bozmaya karşı beyanı alınmadan yargılamaya devamla hüküm kurulması (HUMK md. 429/2) doğru olmadığı gibi, merkezi makam adına dava açan Cumhuriyet savcılığının davadaki sıfatı "davacı" olduğu halde, karar başlığında "ihbar olunan" olarak gösterilmesi de doğru bulunmamıştır.
KARŞI OY YAZISI
Davaya vücut veren, annenin sözleşme hükümlerine göre iade başvurusudur. Bozmadan sonra başvurunun asıl sahibi anne duruşmaya davet edildiğine ve bozmaya karşı beyanı alınmış olduğuna göre, merkezi makam adına hareket eden Cumhuriyet savcısının duruşmaya çağrılmamış olması artık sonuca etkili değildir. Usulü sebeple bir kararın bozulması için ise, sözü edilen eksiklik veya usule aykırılığın karar üzerinde değiştirici etkiye sahip olması gerekir (HUMK md. 428/son). Böyle bir etki söz konusu olmadığına göre, bu usulü eksikliğin bozma sebebi yapılamayacağı kanısındayız. Bu bakımdan işin esası incelenmelidir. Açıklanan sebeple sayın çoğunluğun "bozmadan sonra Cumhuriyet savcısı davet edilmeden yargılamaya devamla hüküm tesis edilemeyeceğine" ilişkin bozma görüşüne katılmıyoruz.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/20122, K. 2013/15394, 4 Haziran 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama