KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/21103 E., 2013/7949 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Mart 2013
- Mahkemesi
- Sultanhisar Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 01.03.2012
- Numarası
- Esas no: 2009/122 Karar no:2012/23
Karar Metni
265 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, her iki dava yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davalı-davacı kadının güven sarsıcı hareketler içerisine girdiği, davacı-davalı kocanın da eşine hakaret ettiği anlaşılmaktadır. Bu halde, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davalı-davacı kadın da dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün bulunmamasına göre davalı-davacı kadının da boşanma davasının kabulü ile boşanmaya karar verileceği yerde (TMK.md.166/2) yetersiz gerekçe ile davasının reddi doğru görülmemiştir.
2-Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına (TMK. md.186/1), geçimine (TMK md.185/3), malların yönetimine (TMK.m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215) ve çocukların bakım ve korunmasına (TMK.m.185/2) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden (resen) almak zorundadır (TMK.m.169). O halde; Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/21103, K. 2013/7949, 25 Mart 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama