KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/24681 E., 2013/10962 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Nisan 2013
- Mahkemesi
- Balıkesir 2. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 13.9.2012
- Numarası
- Esas no:2011/857 Karar no:2012/600
Karar Metni
269 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "karşı boşanma" davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (kadın) tarafından, kusur belirlemesi, yoksulluk nafakası talebinin reddi ve aleyhine hükmedilen manevi tazminat yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davalı-davacı koca tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davalı-davacı kocanın davasının da reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak hükmün boşanmaya ilişkin bölümü temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2-Yukarıdaki bentte açıklandığı gibi her iki tarafın da boşanmayı gerektiren bir kusurunun varlığı kanıtlanamamıştır. Nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz (TMK.m.175/2). Durum böyleyken; kusur durumu davacı davalının yoksulluk nafakası talebine engel teşkil etmediği halde; mahkemece kadının bu talebinin kusur yönünden reddi isabetsiz olmuş bozmayı gerektirmiştir.
3-Yukarıda 1. bentte açıklandığı gibi, davacı-davalıya (kadın) yüklenebilecek bir kusurlu davranış bulunmadığı ve bu sebeple Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi koşulu oluşmadığı halde; davalı-davacı koca yararına manevi tazminata hükmedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/24681, K. 2013/10962, 18 Nisan 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama