KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/25476 E., 2012/31802 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Aralık 2012
- Mahkemesi
- Gaziosmanpaşa 1. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 22.12.2011
- Numarası
- Esas no:2009/765 Karar no:2011/1334
Karar Metni
391 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı koca tarafından kusur belirlemesi, nafaka, tazminatlar ve vekalet ücreti yönünden; davalı-davacı kadın tarafından ise hükmün tamamı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının tüm, davacı-davalı kocanın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı-karşı davalı koca, Gaziosmanpaşa Sulh Hukuk Mahkemesinin 2005/349 esas, 2005/908 karar ve 06.05.2005 tarihli kararı ile Türk Medeni Kanununun 405. maddesi gereğince kısıtlanmıştır. Davacı-karşı davalı koca hakkındaki vesayet kararı Gaziosmanpaşa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 06.05.2010 tarihli ek kararı ile kaldırılmıştır. Davacı-karşı davalı koca, Türk Medeni Kanununun 166/son hukuki sebebine dayalı olarak 08.06.2009 tarihinde dava açmıştır. Kocanın Türk Medeni Kanununun 166/son maddesine dayanak olan reddedilen boşanma davası ise 22.05.2006 tarihinde kesinleşmiştir. Davacı-karşı davalı kocaya kusur olarak yüklenen fiziksel şiddet olayı kocanın akıl hastalığı nedeniyle kısıtlı olduğu döneme ilişkindir.
Akıl hastası olarak kısıtlanmış kişinin fiil ehliyeti yoktur. Fiil ehliyeti bulunmayana kusur da yüklenemez. Bu nedenle davacı-davalı kocaya akıl hastası olduğu dönemden dolayı kusur yüklenemez. Kısıtlılık davanın açılmasından sonra sona erdiğinden, sonraki dönem için de bu dava bakımından kusurdan söz edilemez.
Ne var ki reddedilen ilk davayı açtığı sırada ehliyeti tam olan koca, ilk davayı açarak boşanma sebebi yarattığından; ilk davadaki durumu nedeniyle koca kusurlu sayılmalıdır. Ne var ki bu durum Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesindeki kusur koşulunu karşılarsa da; bu kusurluluk kişilik haklarına saldırı niteliğinde kabul edilemeyeceğinden manevi tazminata ilişkin Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesindeki koşulu karşılamaz.
Bu durumda; davalı-davacı kadının manevi tazminat talebinin reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi isabetsiz olmuş; bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/25476, K. 2012/31802, 26 Aralık 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama