KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/3903 E., 2012/21239 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 22.11.2011
- Numarası
- Esas no:2010/1 Karar no:2011/424
Karar Metni
307 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm; kusur belirlemesi, nafaka ve tazminatlar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı kocanın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yersizdir.
2-Davacı kadın 25.12.2009 tarihli dava dilekçesinde "Ben davalı eşimden herhangi bir nafaka, maddi ve manevi tazminat istemiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur. Daha sonra dosyaya sunulan 01.06.2010 havale tarihli dilekçesinde ise 750 TL tedbir ve yoksulluk nafakası, 100.000.00 TL maddi, 100.000.00 TL manevi istemiştir. Davacının dava dilekçesinde davalıdan nafaka ve tazminat istemediğini açıklaması, nafakalar ve tazminat isteğinden feragat niteliğindedir.
Bu beyan davacıyı yoksulluk nafakası ve tazminatlar konusunda bağlar. Tedbir nafakasından feragat edilmesi ise geriye etkili sonuç doğurduğundan, daha sonra yeniden istenmesi mümkündür. Bu durumda tedbir nafakasının dava tarihinden değil, istem tarihinden başlatılması gereklidir.
Durum böyleyken; mahkemece davacı kadın lehine tedbir nafakasının istem tarihi olan 01.06.2010 yerine dava tarihinden başlatılması ve davacı lehine maddi ve manevi tazminat ile yoksulluk nafakasına hükmedilmesi isabetsiz olup, bozmayı gerektirmiştir.
KARŞI OY YAZISI
Davacının, dava dilekçesinde "eşinden herhangi bir nafaka, maddi ve manevi tazminat istemediğini" ifade etmiş olması, ilerde istemesinin önünü kesen, nafaka ve tazminat haklarından feragat niteliğinde görülemez. Bu beyanın haktan feragat olarak nitelendirilebilmesi için, bu iradeyi açık, kesin ve duraksamasız olarak ortaya koyması gerekir. Davacının dava dilekçesindeki ifadesi bu nitelikte değildir. Bu bakımdan sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/3903, K. 2012/21239, 13 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama