KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/609 E., 2012/20347 K.·İ
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Eylül 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
268 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle... kısıtlanmasına karar verilerek babası ...'nin velayeti altına alındığının anlaşılmış bulunmasına göre yerinde bulunmayan temyiz isteğinin reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, Harçlar Kanununun 13-b maddesi gereğince dava mahiyeti itibariyle harç alınmasına yer olmadığına, sonucunda oybirliğiyle gerekçesinde oyçokluğuyla karar verildi. 05.09.2012 (Çrş.)
Türk Medeni Kanununun 419/3. maddesi hükmüne göre, kısıtlanan ergin çocukların vesayet altına alınmayıp velayet altında bırakılmaları kuraldır. Ancak, bu kural mutlak değildir. Vesayet makamı, kısıtladığı ergin kişiyi ana ve babanın velayeti altında bırakmayıp, ana veya babadan birini "vasi" olarak da atayabilir. Bunu engelleyici bir hüküm bulunmamaktadır.
Aksine Yasanın 414. maddesindeki "..vesayet makamı, vesayet altına alınacak kişinin öncelikle eşini veya yakın hısımlarından birini, vasilik koşullarına sahip olmaları kaydıyla bu göreve atar." şeklindeki hükümden bunun mümkün olduğu sonucu çıkmaktadır. Şu halde yasa koyucunun bu konuda vesayet makamına bir tercih hakkı tanıdığı anlaşılmaktadır.
Vesayet makamı, kısıtladığı ergin kişiyi ana ve babasının velayeti altında bırakabileceği gibi, somut olayın özelliğini dikkate alarak vesayet hukukunun denetime ilişkin hükümlerini işletmek isteğiyle tercihini ana veya babadan birini "vasi" atamak şeklinde de kullanabilir.
Yasal düzenleme, " ergin çocuğa anası veya babası vasi atanmışsa, bu nitelikteki karar velayet altına alınmadır" şeklinde bir yoruma elverişli değildir.Olayda vesayet makamı kısıtladığı ergin kişiye babasını "vasi" atamakla, tercihini bu yönde kullanmış, bu çocuğun velayet altında alınmasını uygun görmemiş demektir. Bu bakımdan, onama kararına " kısıtlananın babasının velayeti altına alındığının anlaşılmasına" şeklinde bir ifadenin yazılmasını doğru bulmuyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/609, K. 2012/20347, 5 Eylül 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama