KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2012/626 E., 2012/3143 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Acıpayam Sulh Hukuk Mahkemesi
- Tarihi
- 22.10.2010
- Numarası
- Esas no:2010/666 Karar no:2010/1107
Karar Metni
269 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacılar, terekenin idaresi konusunda ihtilaf çıktığını belirterek mahkemeden aldıkları yetkiye dayanarak mirasbırakanları olan Cennet terekesine temsilci atanmasını istemişlerdir. Mirasçılar, mirasbırakanın ölümü ile, mirası bir bütün olarak kanun gereğince kazanırlar (TMK.md.599).
Birden çok mirasçı bulunması halinde, mirasın geçmesi ile birlikte paylaşmaya kadar mirasçılar arasında terekedeki bütün hak ve borçları kapsayan bir elbirliği mülkiyeti rejimin geçerli olduğu "miras ortaklığı" olarak ifade edilen bir ortaklık meydana gelir. Mirasçılar terekeye elbirliği ile sahip olurlar ve sözleşme veya kanundan doğan temsil ya da yönetim yetkisi saklı kalmak üzere terekeye ait bütün haklar üzerinde birlikte tasarruf ederler.
Mirasçılardan birinin istemi üzerine Sulh Mahkemesi miras ortaklığına paylaşmaya kadar bir temsilci atayabilir (TMK.md.640). Temyiz incelemesine konu davada uyuşmazlık; miras ortaklığına temsilci atanması isteminde bir hukuksal yarar olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Bir kısım mirasçılar tarafından, mirasçılardan davalı Keziban'ın eşi olan K.Y.. aleyhine Acıpayam Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/550 esas sayılı dosyayla tereke borcunun ortadan kaldırılması için muvazaa nedenine dayalı olumsuz tespit davası açtıkları anlaşılmaktadır. Bu davada, davalı üçüncü kişi Kemal'in eşi olan Keziban ile diğer miarsçılar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
Miras ortaklığı mirasçıların tam bir bütünlükle hareket edememeleri nedeniyle işlemez duruma gelmiştir. O halde, tarafların mirasbırakanları C. Ö..'in terekesine ilişkin mirasortaklığına temsilci atanması isteminin kabulüne hükmedilmesi gerekirken; yazılı şekilde reddine karar verilmesi isabetsiz olup; bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2012/626, K. 2012/3143, 20 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama