KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2013/11431 E., 2013/24869 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Kasım 2013
- Mahkemesi
- Vakfıkebir Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 28.2.2013
- Numarası
- Esas no:2012/191 Karar no:2013/111
Karar Metni
315 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı (kadın) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece, "davalı tam kusurlu" kabul edilerek tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Oysa davacının evlilik birliğine ilişkin görevlerini yerine getirmediği, ailesinin eşine müdahalesine kayıtsız kaldığı ve eşini istemediğini söylediği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Davacının gerçekleşen bu kusurlu tutum ve davranışları ile davalının gerçekleşen ve mahkemece de sabit görülen kusurları karşılaştırıldığında boşanmaya sebep olan olaylarda her ikisinin de aynı oranda kusurlu olduklarının kabulü gerekir.
Kocanın gerçekleşen kusuru nazara alınmadan boşanmaya sebep olan olaylarda kadının "tam kusurlu" kabul edilmesi doğru değil ise de, eşit kusurlu halinde de boşanmaya karar verileceğine göre, davalının hükmün boşanmaya ilişkin kısmına yönelik temyiz itirazları bu sebeple yerinde görülmemiş, verilen boşanma hükmü neticesi bakımından doğru bulunmuş;
davalının bu yöne ilişkin temyiz itirazları ile G.isimli bir tanığının bulunmadığının anlaşılması karşısında eksik tahkikata ilişkin temyiz itirazları ve ara kararı ile lehine hükmedilen tedbir nafakasının da dava tarihinden kaldırma tarihine kadar geçerli olacağının tabii bulunmasına göre, aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları da yersiz bulunmuştur.
2-Boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların aynı oranda kusurlu oldukları toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Eşit kusurlu olan taraf yararına manevi tazminata (TMK.m.174/2) hükmedilemez. Bu husus nazara alınmadan davacı yararına manevi tazminata hükmedilmesi doğru bulunmamıştır. 3-Davalının yoksulluk nafakası ve manevi tazminat talebi hakkında bir hüküm kurulması gerekirken bu talepleri hakkında olumlu veya olumsuz herhangi bir hüküm tesis edilmemiş olması da doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/11431, K. 2013/24869, 1 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama