KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2013/11450 E., 2013/24882 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2013
- Mahkemesi
- İzmir 4. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 25.2.2013
- Numarası
- Esas no:2012/129 Karar no:2013/144
Karar Metni
327 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki karşılıklı "boşanma" davalarının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (koca) tarafından; kadın yararına hükmedilen tedbir nafakasının miktarı yönünden, davalı-karşı davacı (kadın) tarafından ise; her iki boşanma davası ve boşanmanın fer'ileri ile ziynetler yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre kocanın kadın lehine hükmedilen tedbir nafakasının miktarına, kadının da ziynetlere ilişkin temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı-karşı davacı (kadın)'ın diğer yönlere ilişkin temyiz itirazlarına gelince;
Toplanan delillerden, davalı-karşı davacı kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunmak, eşine ağır ve incitici sözler söylemek, eve geç gelmek, eşiyle yapamadığını, ondan ayrılacağını söylemek şeklindeki kusurlarına karşılık, davacı-karşı davalı kocanın da güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, eşine ağır ve incitici sözler söylediği, zorla evlendiğini, eşini istemediğini söylediği, "evin reisi benim, ben ne dersem o olur" dediği anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu duruma göre, tarafların eşit kusurlu sayılmaları gereken davranışları sonucu ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Gerçekleşen olaylar karşısında davalı-karşı davacı kadın da dava açmakta haklıdır. Kadının karşı davası yönünden Türk Medeni Kanunu'nun 166/1. maddesi koşulları gerçekleşmiştir.
O halde; davalı-karşı davacı kadının boşanma davasının da kabulüne karar verilmesi gerekirken yetersiz gerekçe ile reddi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/11450, K. 2013/24882, 4 Kasım 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama