KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2013/16622 E., 2013/28940 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Aralık 2013
- Mahkemesi
- Ankara 9. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 13.06.2012
- Numarası
- Esas no: 2011/636 Karar no:2012/931
Karar Metni
342 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki "boşanma" ve "velayet, nafaka ve tasarruf yetkisinin kısıtlanması" davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı (kadın) tarafından birleştirilen davası yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Davalı-karşı davacı kadının birleştirilen davasına ilişkin dava dilekçesinde, müşterek çocukların velayetlerinin tedbiren kendisine verilmesi ile kendisi ve müşterek çocuklar yararına tedbir nafakasına hükmedilmesi (TMK.md.197) talepleri yanında; eşinin malvarlığını elden çıkardığını ve ailenin ekonomik bütünlüğünün tehlikeye girdiğini ileri sürerek, kocanın tasarruf yetkisinin sınırlandırılması (TMK.md.199) isteminde de bulunmuştur.
Davanın açılması sırasında yatırılan başvurma harcı dava dilekçesindeki bütün bağımsız talepleri kapsadığından; kadının belirtilen bütün bağımsız taleplerine ilişkin davanın açılmış olduğunun kabulü gerekir. Ne var ki; tasarruf yetkisinin sınırlandırılması talebi yönünden alınması gerekli maktu nitelikteki peşin harç alınmamıştır. O halde mahkemece yapılacak iş.
Harçlar Kanunu md.30-32 maddelerinde gösterilen usul uygulanarak eksik peşin maktu harcın usulünce davacıya tamamlattırılması ve daha sonra işin esasının incelenerek bir karar verilmesinden ibarettir. Mahkemece açıklanan yönde işlem yapılmak üzere hükmün bozulması gerekmiştir.
3-Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre, birleştirilen davada davalı-davacı kadın yararına takdir edilen tedbir nafakası (TMK.md.197) miktarı azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır. 4-Kabule göre de; Davalı-davacı kadın tarafından bağımsız olarak açılan tedbir nafakasına yönelik isteğin kabul edildiği gözetilmeden, hüküm altına alınan nafakanın “hükmün kesinleşmesine müteakip ortadan kaldırılmasına” şeklinde hüküm tesisi de isabetsizdir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/16622, K. 2013/28940, 9 Aralık 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama