KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2013/26574 E., 2014/10693 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2014
- Mahkemesi
- Bakırköy 11. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 16.07.2013
- Numarası
- Esas no:2012/127 Karar no:2013/660
Karar Metni
396 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı (koca) tarafından kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar ve nafakalar yönünden; davalı-karşı davacı (kadın) tarafından ise, kocanın kabul edilen davası ile kusur belirlemesi, reddedilen tazminatlar ve yoksulluk nafakasının miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle; mahkemenin de kabulünde olduğu üzere boşanmaya neden olan olaylarda davacı-karşı davalı (koca)'nın davalı-karşı davacı (kadın)'a nazaran daha ziyade kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davacı-karşı davalı (koca)'nın tüm, davalı-karşı davacı (kadın)'ın ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Türk Medeni Kanununun 174/1. maddesi, mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu tarafın, kusurlu taraftan uygun bir maddi tazminat isteyebileceğini. 186. maddesi, eşlerin oturacakları konutu birlikte seçeceklerini, birliğin giderlerine güçleri oranında emek ve mal varlıkları ile katılacaklarını öngörmüştür.
Toplanan delillerden boşanmaya sebep olan olaylarda davalı-karşı davacı (kadın)'ın, davacı-karşı davalı (koca)'ya nazaran daha ziyade veya eşit kusurlu olmadığı anlaşılmaktadır. Boşanma sonucu bu eş, en azından diğerinin maddi desteğini yitirmiştir. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusurları ve hakkaniyet ilkesi (TMK. md.4, TBK md. 50 ve 52 ) dikkate alınarak davalı-karşı davacı (kadın) yararına uygun miktarda maddi tazminat takdiri gerekir.
Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
KARŞI OY YAZISI
Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; davacı-davalı (koca)'nın müşterek haneyi boşaltarak eşini, ailesiyle birlikte yaşamaya zorladığı, davalı-davacı (kadın)'ın da eşine küfürlü sözler söylediği sabittir. Her ne kadar yerel mahkemece davacı-davalı (koca) ağır kusurlu kabul edilmişse de, tarafların kabul edilen eylemlerinin taraflar bakımından eşit kusur oluşturacağı görüşündeyim.
Yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı sonucu itibariyle doğru bulunan yerel mahkeme kararının kusur yönünden gerekçesinin değiştirilerek ve düzeltilerek (HUMK.md.438/son) onanması gerektiği düşüncesindeyim.
Değerli çoğunluğun davacı-davalı (koca)'nın ağır kusurlu olduğu ve davalı-davacı (kadın) yararına tazminata hükmolunması gerektiği görüşüne katılmıyorum.
Farklı düşünüyorum.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/26574, K. 2014/10693, 8 Mayıs 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama