KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2013/8240 E., 2013/22017 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2013
- Mahkemesi
- Bingöl 1. Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 01.02.2013
- Numarası
- Esas no:2012/132 Karar no:2013/53
Karar Metni
291 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki "boşanma" davalarının birleştirilerek yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı (kadın) tarafından; her iki boşanma davası ve boşanmanın fer'ileri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Mahkemece; "davacının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, tam kusurlu olduğu, kocanın ise herhangi bir kusurunun bulunmadığı" gerekçesiyle, kadının boşanma davasının reddine, koca tarafından açılan birleştirilen boşanma davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş, koca lehine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiştir.
Davacı-davalı (kadın)'ın, çalıştığı kurumdaki bir erkekle iş ilişkisi dışında yakın ilişkide bulunduğu, bu kişiyle çok sayıda telefon görüşmesi yapmak suretiyle iletişim kurduğu, bu suretle güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu gerçekleşmiş ise de; davalı-davacı (koca)'nın da, evine sürekli geç gelmeyi alışkanlık haline getirdiği, çocuğunun hastalığında tedavisiyle ilgilenmediği, bu suretle evlilik birliğine ilişkin sorumluluklarını yerine getirmediği yapılan soruşturma ve toplanan delillerden anlaşılmaktadır.
Davacı-davalının gösterdiği diğer tanıklar, çalıştığı kurumdaki iş arkadaşları olup, tarafların aile yaşamlarını yakından bilebilecek kişiler değildir. Bu bakımdan davacı tanığı Bilal'in, davacının yakını olması ve beyanınının diğer davacı tanıkları tarafından doğrulanmamış bulunması, bu tanığın beyanını değerden düşürücü bir olgu sayılamaz. Davalı-davacı (koca)'nın yukarıda sayılan davranışları gerçekleşmiş olup, evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında kusurludur.
Gerçekleşen bu durum karşısında kadın da boşanma davası açmakta haklıdır. O halde, kadının boşanma davasının da kabulü ile tarafların boşanmalarına (TMK.m.166/1) karar verilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile isteğin reddi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/8240, K. 2013/22017, 26 Eylül 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama