KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2013/8793 E., 2013/22656 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2013
- Mahkemesi
- Merzifon Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 27.12.2012
- Numarası
- Esas no:2011/552 Karar no:2012/600
Karar Metni
325 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı tarafından kusur belirlemesi, maddi tazminat, davalı lehine hükmolunan tedbir ve yoksulluk nafakası ile müşterek çocuklardan Hüseyin'in velayetinin anneye verilmesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Türk Medeni Kanununun 166/1-2 maddesi uyarınca; boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı Türk Medeni Kanununun 166/1 maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup, bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.
2-Temyiz sebeplerine hasren yapılan incelemeye gelince;
a)Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı kocanın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
b- Yukarıda 1.bentte açıklandığı üzere tarafların boşanmayı gerektirir kusurlu bir davranışları kanıtlanamamıştır. Durum böyleyken, mahkemece davacı kocanın ağır kusurlu olarak kabul edilmesi ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davalı kadın lehine maddi tazminata hükmedilmesi isabetsiz olmuş ve bozmayı gerektirmiştir.
c- Toplanan delillerden; davalı kadının, bir firmada 700 TL ücretle çalıştığı, düzenli ve sürekli bir gelirinin bulunduğu, davacı kocanın ise asgari ücret düzeyinde gelir sahibi olduğu, bu durumda Türk Medeni Kanununun 175. maddesi koşullarının davalı kadın lehine oluşmadığı anlaşılmaktadır. Davalının yoksulluk nafakası talebinin, reddi gerekirken kabulü usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2013/8793, K. 2013/22656, 3 Ekim 2013 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama