KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2014/11004 E., 2014/22631 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Kasım 2014
- Mahkemesi
- İzmir 8. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 28.11.2013
- Numarası
- Esas no:2012/464 Karar no:2013/847
Karar Metni
409 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-davalı tarafından; kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü: 1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacı-davalı kocanın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemece davalı-davacı kadının halen asgari ücretin üzerinde gelir getiren bir işte çalışmadığı ve yakınlarının yardımıyla kendisinin ve çocuklarının geçimini temin etmeye çalıştığı ve evlilik birliği sırasında sürdürülen hayat seviyesi, kocanın ekonomik durumu ve hakkaniyet ilkesi gerekçe gösterilerek kadın yararına aylık 1800 TL yoksulluk nafakasına hükmedilmiştir.
Yapılan sosyal ve ekonomik durum araştırmasına göre, davalı-davacı kadının aşçı olarak çalıştığı, aylık 800 TL gelirinin olduğu anlaşılmaktadır. Kadının çalıştığı iş yerinden aldığı ücretin günün ekonomik koşulları gözetildiğinde kendisini yoksulluktan kurtaracak miktarda değildir. Davacı-davalı kocanın ise inşaat işiyle uğraştığı aylık 5000-10000 TL arasında geliri olduğu anlaşılmaktadır.
Bu durumda kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak kadının çalıştığı işten elde ettiği gelir dikkate alındığında lehine hükmolunan yoksulluk nafakası fazla olmuştur. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
3-Boşanmada manevi tazminatın amacı, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan tarafın, bozulan ruhsal dengesini telafi etmek, manevi değerlerindeki eksilmeyi karşılamaktır. Onun için, kişilik haklarını ihlal eden fiille, tazminat miktarı arasında makul bir oranın bulunması gerekir. Bir tarafın zenginleşmesine yol açacak sonuçlar doğurur miktarda manevi tazminat takdiri, müesseseyi amacından saptırır.
Hakim, tazminat miktarını saptarken, bir yandan kişilik hakları zedelenen tarafın, ekonomik ve sosyal durumunu ve boşanmada kusuru bulunup bulunmadığını ve varsa kusur derecesini, fiilin ağırlığını; öbür yandan da, kişilik haklarına saldırıda bulunanın kusur derecesini, ekonomik ve sosyal durumunu göz önünde bulundurmak zorundadır. Açıklanan ilkeler gözetildiğinde davalı-davacı yararına takdir edilen manevi tazminat miktarı, ölçülülük ilkesine uygun olmayıp fazla bulunmuştur.
Türk Medeni Kanununun 4. maddesinde yer alan hakkaniyet ilkesi gözetilerek daha uygun miktarda tazminat takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/11004, K. 2014/22631, 13 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama