KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2014/13058 E., 2014/23945 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Kasım 2014
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
425 kelime·2 dk okuma·1 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı (kadın) tarafından, kusur belirlemesi, maddi tazminat ve nafaka miktarları ile manevi tazminatın reddi, fazi ve vekalet ücreti yönünden; davacı (koca) tarafından kusur belirlemesi, maddi tazminat ve nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı (kadın)'ın yargılama sırasında talep ettiği tazminatlar yönünden faiz talebinin bulunmadığının anlaşılmasına göre davacı (koca)'nın tüm, davalı (kadın)'ın aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Mahkemenin de kabulünde olduğu üzere, davacı (koca)'nın kabul edilen kusurlarının yanında davalı eşini evden kovduğu ve ağır kusurlu olduğu anlaşılmaktadır.
Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalının ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK md. 4, BK md. 42,43,44,49) dikkate alınarak davalı yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
3-Tefhim edilen kısa kararda davalı (kadın) yararına 10.000 TL maddi tazminat ödenmesine karar verildiği halde, gerekçeli kararda bu hususla ilgili hüküm kurulmaması suretiyle kısa ve gerekçeli karar arasında çelişki yaratılmıştır.
Hukuk Usulü Muhakemeleri Yasasının 381/2. maddesi uyarınca kararın tefhimi en az 388. maddede belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. Bu durumda gerekçeli kararın tefhim edilen karar yanlışta olsa, buna uygun düzenlenmesi gerekmektedir. Yanlışlık ancak temyiz yoluna başvurulması ve kararın bozulması halinde düzeltilebilir. Tefhim edilen kararla gerekçeli karardaki aykırılık diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi olur. O halde mahkemece yapılacak iş 10.04.1992 tarihli 7/4 sayılı içtihadı Birleştirme kararı gözetilerek yeniden karar oluşturmaktan ibarettir.
KARŞI OY YAZISI
Tefhim edilen karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki "tek başına" diğer yönler incelenmeden bozma sebebidir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/13058, K. 2014/23945, 26 Kasım 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama