KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2014/2059 E., 2014/13246 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Haziran 2014
- Mahkemesi
- Yerköy Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 11.09.2013
- Numarası
- Esas no:2013/22 Karar no:2013/595
Karar Metni
275 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı (kadın) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır (TMK md. 166/3).
Davalı, hakim tarafından bizzat dinlenmemiş, iradesini hakim huzurunda açıklamamış, davaya cevap dilekçesinde yer alan "boşanmayı kabul ettiğine" ilişkin açıklaması yeterli görülerek, tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince boşanma kararı verilmiştir. Cevap dilekçesinde yer alan "davayı kabul" açıklaması, anlaşmalı boşanmaya esas alınamaz. Bu bakımdan Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi şartları oluşmamıştır.
Bu husus nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması kanuna aykırıdır.
Böyle bir durumda, mahkemece yapılacak iş, taraf asiller geldikleri takdirde bizzat dinlemek, hakimin iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları konusunda taraflarca kabul edilen bir düzenlemenin varlığı ve bu düzenlemenin uygun bulunması halinde tarafların Türk Medeni Kanununun 166/3. maddesi gereğince; aksi halde taraflardan delil göstermelerini isteyip, gösterdikleri takdirde delillerin toplanması ve toplanan delillerin Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesi çerçevesinde değerlendirilerek hasıl olacak sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Açıklanan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/2059, K. 2014/13246, 12 Haziran 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama