KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2014/5287 E., 2014/15740 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Temmuz 2014
- Mahkemesi
- Pazar Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Tarihi
- 17.12.2013
- Numarası
- Esas no:2013/407 Karar no:2013/612
Karar Metni
264 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı (koca) tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, davalı aleyhine daha önce açtığı boşanma davasından 1.4.2010 tarihinde feragat ettiğini, davanın feragat sebebiyle reddedildiğini, davalıyla tekrar biraraya gelmediklerini, ortak hayatın yeniden kurulamadığını ileri sürerek, öncelikle Türk Medeni Kanununun 166/son maddesinde yer alan "fiili ayrılık" sebebiyle, bu talebinin yerinde görülmemesi halinde aynı Yasanın 166/1. maddesinde yer alan "evlilik birliğinin temelinden sarsılması" sebebiyle boşanmalarına karar verilmesini istemiş; mahkemece; "ilk davada verilen kararın henüz kesinleşmediği, derdest olduğu" gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından davalıya karşı 26.08.2009 tarihinde boşanma davası açılmış, davacı 1.4.2010 tarihinde davadan feragat etmiştir. Davadan feragat, kesin hükmün hukuki sonuçlarını hasıl eder (HUMK. md. 95/2). Bu sonuç feragat tarihinde, bu beyanın mahkemeye ulaşmasıyla kendiliğinden doğar. Feragat edilen dava, feragat tarihinde derdestlik vasfını kaybeder.
Sonradan verilen feragate dayanan ret kararı, bu durumu tespit mahiyetinde olup, feragatin hasıl ettiği kesin hüküm etkisini kararın verildiği tarihe taşımaz. Bu etkinin doğması için, feragat sebebiyle verilen davanın reddine ilişkin kararın taraflara tebliğ edilip şeklen kesinleşmesini beklemeye de lüzum yoktur. Bu durumda, işbu davanın açıldığı tarihte taraflar arasında "derdestlik" vasfını sürdüren bir dava mevcut değildir.
Öyleyse işin esasının incelenmesi gerekirken, yasal olmayan gerekçe ile davanın usulden reddedilmesi doğru olmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/5287, K. 2014/15740, 7 Temmuz 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama