KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2014/7740 E., 2014/18504 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2014
- Mahkemesi
- İstanbul 4. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 01.10.2013
- Numarası
- Esas no: 2011/1332 Karar no:2013/722
Karar Metni
316 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı (kadın) tarafından, tazminatlar ve nafakanın miktarı yönünden; davalı (koca) tarafından ise, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafaka, yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı kocanın mahkemece belirlenen kusurlu davranışları yanında, annesinin evliliğe müdahalesine sessiz kaldığı ve eşinin çocuk istemesine rağmen bu talebine karşı çıktığının anlaşılmasına göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tanık beyanlarına göre, davacı kadının, işyeri mevcut olup, çalıştığı anlaşılmaktadır. Kadının bu işyerinden elde ettiği gelirin kendisini yoksulluktan kurtarıp, kurtarmayacağı araştırılarak gerçekleşecek sonucu uyarınca yoksulluk nafakası yönünden hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma sonucu yazılı şekilde nafakaya (TMK.md.175) hükmedilmesi doğru olmamıştır.
3-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK.md.174/1) ve manevi (TMK .md. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
4-Davacı kadın, tazminatlara yasal faiz uygulanmasını talep etmiştir. Davacının bu talebi konusunda olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2014/7740, K. 2014/18504, 25 Eylül 2014 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama