Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 440/I-4 maddesi gereğince karar düzeltme talebinin yukarıda gösterilen sebeple KABULÜNE, Dairemizin 18.11.2014 tarihli ve 2014/4449-23084 sayılı ilamının KALDIRILMASINA, yerel mahkeme kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, istek halinde karar düzeltme harcının yatırana geri verilmesine, oyçokluğuyla karar verildi.09.02.2015(Pzt.)
Davacı-davalı (koca)'nın açtığı boşanma davası ile davalı-davacı (kadın) tarafından açılan boşanma ve ziynet eşyası alacağı davaları birlikte görülmüş ve her iki dava kabul edilerek tarafların boşanmalarına, ziynet eşyası bedeli olarak 33.572 TL si ile 400 TL tedbir ve yoksulluk nafakası, 10.000 TL maddi ve 10.000 TL manevi tazminatın davacı-davalı (koca) dan alınıp davalı-davacı (kadın)'a verilmesine karar verilmişir.
Hüküm, davacı-davalı (koca) tarafından kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve ziynet eşyası alacağı yönünden temyiz edilmiştir. Hükmün boşanmaya ilişkin bölümü temyizin dışında tutulmuş ve mahkemece 29.01.2014 tarihinde kesinleştirilmiştir.
Davalı-davacı (kadın) vekili karar düzeltme dilekçesinde "taraflarca açılan davalar boşanma ve fer'ileri için kabul edilmiş olsa da; tarafların barışıp yeniden biraraya geldiklerini iş bu davadan ve tüm maddi taleplerinden vazgeçtiklerini bu sebeple karar düzeltme taleplerinin kabulü ile davadan vazgeçme doğrultusunda kararın düzeltilmesine karar verilmesini" talep etmiştir.
Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir. (HMK Mad.309/2). "Kısmen feragat veya kabulde, feragat edilen veya kabul edilen kısmın, dilekçede yahut tutanakta açıkça gösterilmesi gerekir (HMK. Mad.309/2). Davacının davasından feragat etmesinin sonucu (davacı için) çok önemlidir. Bu nedenle, davacının beyanından onun gerçek amacının davadan feragat etmek olduğunun açıkça anlaşılması gerekir.
Davacının beyanından onun gerçek amacının davadan feragat etmek olup olmadığı anlaşılamıyorsa, mahkemenin davacıya gerçek amacının ne olduğunu açıklatması ve davacının talebini ondan sonra işleme koyması gerekir.
Hükmün boşanmaya ilişkin kısmının kesinleştiği dikkate alındığında davalı davacının dilekçesindeki iradesinin davanın esasını oluşturan boşanma talebinden mi feragat içerdiği, yoksa boşanmanın fer'ileri niteliğinde bulunan nafaka ve tazminatlar ile ziynet eşyası alacağını mı içerdiği, bir başka deyişle davadan tamamen feragat mi yoksa, kısmen feragat mı olduğu anlaşılamamaktadır. Kısmen feragat ise hüküm sonucunun hangi kısımlarından feragat ettiği de belli değildir.
Davalı-davacının gerçek iradesi her türlü şüpheden uzak şekilde tespit edilmeden, hükmün boşanmaya ilişkin kısmının da kesinleştiği gözardı edilerek dilekçesinin feragat olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Öyleyse hükmün, davalı-davacının söz konusı dilekçesinin kendisine açıklattırılarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere bozulması gerektiğini düşündüğüm için sayın çoğunluğun bozma gerekçesine katılmıyorum.