KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/12070 E., 2016/2667 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
329 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı kadın tarafından, erkeğin davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka taleplerinin reddi ile velayet yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, kadının davasının kabulü, kusur belirlemesi ve manevi tazminat talebi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacı-karşı davalı kadının sadakat yükümlülüğünü ihlal ederek kusurlu olduğu kabul edilmiş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden, davacı-karşı davalı kadının bu eyleminin dava tarihinden sonra gerçekleştiği, her dava açıldığı tarihe göre değerlendirileceğinden davacı-karşı davalı kadın tarafından dava tarihinden sonra gerçekleştirilen bu eylemin davacı-karşı davalı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği, ancak mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre, davacı-karşı davalı kadının yine de ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davacı-karşı davalı kadının tüm, davalı-karşı davacı erkeğin ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Türk Medeni Kanununun 174/2. maddesi, boşanmaya sebebiyet vermiş olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan tarafın, kusurlu olandan manevi tazminat isteyebileceğini öngörmüştür. Toplanan delillerden evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebep olan olaylarda tazminat isteyen davalı-davacı erkeğin ağır ya da eşit kusurlu olmadığı, bu olayların kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği anlaşılmaktadır. O halde mahkemece, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4, TBK m. 50, 51, 52, 58) dikkate alınarak davalı-karşı davacı erkek yararına uygun miktarda manevi tazminata hükmedilmesi gerekir. Bu yönün dikkate alınmaması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/12070, K. 2016/2667, 16 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama