KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/12422 E., 2016/2580 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
284 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı kadının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Dava, Türk Medeni Kanununun 166/son maddesi uyarınca fiili ayrılığa dayanılarak açılmıştır. Mahkemece somut olay belirtilmeksizin fiili ayrılık nedeniyle boşanma kararı verilmekle birlikte davalı kadının maddi ve manevi tazminat (TMK m. l74/1-2) taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Fiili ayrılığa esas ilk boşanma davası, taraflardan davacı-davalı erkek tarafından, Türk Medeni Kanununun 166/1-2. maddesinde düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı olarak açılmış ve dava, davacı-davalı erkeğin sadakatsiz davranması sonucu tam kusurlu olduğu gerekçesiyle reddedilmiştir. Gerek ilk davada gerekse temyize konu bu davada toplanan delillerle, davalı-davacı kadına kusur yüklenmemiştir.
Boşanma davasının fer’i niteliğinde bulunan maddi ve manevi tazminat (TMK m. 174/1-2) talepleri için ayrı bir dava açılmasına gerek olmayıp, davalı-davacı kadın karşı dava dilekçesinde bu taleplerini ileri sürdüğüne göre, davalı-davacı kadın yararına, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fıilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları (TMK m. 4. TBK m. 50,51.52,58) dikkate alınarak uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile reddedilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/12422, K. 2016/2580, 15 Şubat 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama