KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/13468 E., 2016/4144 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Mart 2016
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
303 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı kadın tarafından, kusur belirlemesi, tazminat ve nafaka taleplerinin reddi ile müşterek çocuğun velayeti yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Mahkemece tarafların kabul edilen kusurlu davranışları yanında erkeğin manevi bağımsızlığı olan konutta temin etmediği anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu duruma göre, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Davacı kadının boşanmaya neden olan olaylarda ağır kusurlu olduğu gerçekleşmediğine ve boşanma yüzünden yoksulluğa düşeceği de sabit olduğuna göre, davacı kadın yararına uygun miktarda yoksulluk nafakasına (TMK m. 175) hükmedilmesi gerekirken, davalı erkeğe nazaran daha ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle yoksulluk nafakası isteğinin reddi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
3-Tarafların ortak çocukları İsmail 13.07.2002 doğumlu olup, görüşlerini oluşturma ve özgürce ifade etme yeteneğine sahiptir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. ve Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesinin 3. ve 6. maddeleri uyarınca çocuk, kendini ilgilendiren davalarda kendine danışılmak ve görüşünü ifade etmek hakkına sahiptir. Çocuğun çıkarına açıkça ters düşmediği takdirde ifade edeceği görüşe önem verilmelidir. Bu itibarla; idrak çağındaki çocuğun mahkemece görüşüne başvurulması ve velayetle ilgili tercihinin sorularak tüm deliller birlikte değerlendirilip velayet hakkında sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/13468, K. 2016/4144, 2 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama