KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/14368 E., 2016/4936 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Boşanma
Karar Metni
295 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı tarafından, kusur belirlemesi, davacı kadın yararına hükmedilen tazminatlar ve tedbir nafakası yönünden temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 14.03.2016 günü temyiz eden davalı ... ve vekili gelmedi. Karşı taraf davacı ... vekili Av. ... geldi. Gelenin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Dosya kapsamından; davacı kadın tanığı, ...'ın 13.11.2014 tarihli oturumda, beyanlarını yazılı olarak mahkemeye sunduğu, sözlü olarak beyanlarının alınmadığı anlaşılmaktadır.
Somut olayda uygulanacak olan Hukuk Muhakemeleri Kanununun 261. maddesi; "Tanıklar, hâkim tarafından ayrı ayrı dinlenir ve biri dinlenirken henüz dinlenmemiş olanlar salonda bulunamazlar. Tanıklar gerektiğinde yüzleştirilirler.
Tanık, bildiğini sözlü olarak açıklar ve sözü kesilmeden dinlenir. Dinlenilme sırasında, tanık, yazılı notlar kullanamaz. Şu kadar ki, tanık tarihleri ve rakamları tespit etmek veya bazı hususları açıklamak ya da hatırlayabilmek için yazılarına bakmak zorunda olduğunu hâkime söylerse, hâkim derhâl yazılarına bakmasına veya belirleyeceği duruşmada yeniden dinlenmesine karar verebilir.
Hâkim, tanık sözünü bitirdikten sonra, ifade ettiği hususların açıklanması veya tamamlanması amacıyla başka sorular da sorabilir.
Toplu mahkemede başkan, hâkimlerden her birinin tanığa doğrudan doğruya soru sormasına izin verir.
Tanığın sözleri tutanağa yazılarak önünde okunur ve tutanağın altı kendisine imza ettirilir." hükmünü içermektedir.
O halde mahkemece tanığın yukarıda belirtilen usul hükümleri çerçevesinde dinlenip, tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucu uyarınca karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/14368, K. 2016/4936, 14 Mart 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama