KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/14748 E., 2015/17771 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Ekim 2015
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi
- Dava türü
- Velayetin Değiştirilmesi
Karar Metni
334 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı tarafından temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa, bilinen en son adresinde yapılır (Teb. K.md.10/1). Bilinen en son adresin tespitinde, tebliğ isteyenin beyanı, muhatabın veya diğer ilgililerin bildirimleri ya da mevcut belgeler esas alınır (Tebligat Kanunu Uygulama Yönetmeliği md.16/1).
Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya bu adreste tebligat yapılamaması halinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adres olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır. Başkaca adres araştırması yapılmaz (Teb. K. md.10/2, Yönetmelik md.16/2).
Bu hükümlere göre, dava dilekçesi, davalının dava dilekçesinde gösterilen adresine tebliğ için gönderilmeli, bu adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya bu adreste tebligat yapılamaması halinde, tebligat muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine çıkarılmalıdır.
Bilinen son adreste tebligatın yapılamadığı veya bu adresin tebliğe elverişli olmadığı anlaşılmadan doğrudan muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresinde tebligat yapılamaz. Davacı, dava dilekçesinde davalının adresini göstermiştir. Tebliğ isteyenin dilekçesinde gösterdiği bu adres, muhatabın bilinen en son adresi sayılır (Yönetmelik md.16/1).
Dava dilekçesi ve ön inceleme duruşmasına çağrı davetiyesinin, bu adrese gönderilmeden, diğer bir ifade ile bu adresin tebliğe elverişli olup olmadığı anlaşılmadan aynı adreste, tebligat zarfında adresin “adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi olduğu” belirtilmek suretiyle Tebligat Kanununun 21. maddesinin (2.) fıkrası uygulanarak evrakın muhtara teslim edilmesi suretiyle tebliğ edildiği görülmektedir.
Bu haliyle dava dilekçesinin ve ön inceleme duruşma gününün davalıya tebliği usulsüzdür. Davalıya usulüne uygun tebligat yapılmadan, açıklamada bulunma, bu çerçevede savunmalarını ileri sürme ve ispat hakkı tanınmadan yokluğunda yargılamaya devamla hüküm kurulması davalının hukuki dinlenilme hakkını (HMK.md.27) ihlal etmiştir. Hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/14748, K. 2015/17771, 7 Ekim 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama