KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/20717 E., 2015/20560 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Kasım 2015
- Mahkemesi
- Kayseri 6. Aile Mahkemesi
- Tarihi
- 17/11/2014
- Numarası
- 2014/312-2014/562
Karar Metni
313 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı-karşı davacı kadın tarafından kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi ve nafakaların miktarı yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-karşı davacı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2- Mahkemece "taraflar eşit kusurlu" kabul edilerek her iki davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına karar verilmiş ise de, yapılan soruşturma ve toplanan delilerden; davalı-karşı davacı kadının eşine hakaret ettiği ve istemediğini söylediği, davacı-karşı davalı erkeğin ise eşine birden fazla şiddet uyguladığı, küfür ve tehdit ettiği, anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında davacı-karşı davalı erkeğin boşanmaya neden olan olaylarda kadına göre daha fazla kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Hal böyle iken kadının eşit kusurlu kabul edilmesi doğru olmamıştır.
3- Boşanmaya neden olan olaylarda davacı davalı erkeğin, yukarıda açıklanan sebeple ağır kusurlu olduğu anlaşıldığına göre, boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakları saldırıya uğrayan, mevcut ve beklenen menfaatleri zedelenen davalı-karşı davacı kadın yararına Türk Medeni Kanununun 174. maddesinin (1.) ve (2.) fıkrası gereğince uygun miktarda maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, bu isteklerin reddi doğru bulunmamıştır.
4- Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre müşterek çocuklar yararına takdir edilen iştirak nafakaları azdır. Mahkemece Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi de dikkate alınarak daha uygun miktarda nafakaya hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/20717, K. 2015/20560, 5 Kasım 2015 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama