KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/22696 E., 2017/1721 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Şubat 2017
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
297 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından, her iki dava yönünden; davalı-karşı davacı kadın tarafından ise katılma yoluyla tazminat ve nafaka miktarları yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle gerekçeli kararın hüküm fıkrasının boşanmaya dair kısmında davacı-karşı davalı erkeğin adı "Müslüm" olmasına rağmen "İsa" yazılmasının ve ayrıca velayeti anneye verilen ortak çocuk yararına iştirak nafakasına hükmedildiği ve bu nafakanın davacı-karşı davalıdan alınarak, davalı-karşı davacıya verilmesine şeklinde hüküm kurulması gerektiği halde, nafakanın davacı-karşı davalıdan alınarak, davacı-karşı davalıya verilmesine şeklinde yazılmasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre, davacı-karşı davalı erkeğin tüm, davalı-karşı davacı kadının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davalı-karşı davacı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/22696, K. 2017/1721, 20 Şubat 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama