KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/23650 E., 2017/2698 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Mart 2017
Karar Metni
370 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı kadın tarafından, erkeğin kabul edilen davası, kusur belirlemesi, reddedilen tedbir ve yoksulluk nafakası talepleri, tazminat ve iştirak nafakası miktarları yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, kusur belirlemesi, tazminatlar ve nafakalar yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Mahkemece davalı- karşı davacı erkek tamamen kusurlu kabul edilerek her iki davanın kabulü ile boşanma kararı verilmiş ise de, yapılan yargılama ve toplanan delillerden; davalı- karşı davacı erkeğin mahkemece kabul edilen ve gerçekleşen kusurlu davranışları yanında davacı-karşı davalı kadının da erkeğe hakaret ettiği anlaşılmaktadır.
Gerçekleşen bu olaylar karşısında evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına sebebiyet veren olaylarda davalı-karşı davacı erkeğin ağır kusurlu olduğunun, evlilik birliğinin devamında taraflar bakımından yarar kalmadığının ve Türk Medeni Kanununun 166/1. maddesindeki boşanma koşullarının gerçekleşmiş bulunduğunun kabulü gerekir.
Hal böyle iken mahkemece davalı-karşı davacı erkeğin tamamen kusurlu kabul edilmesi doğru değil ise de; her iki davanın da kabulü ile boşanmaya hükmedilmesi sonucu itibariyle doğru olduğundan davacı-karşı davalı kadının, erkeğin davasının kabulüne yönelik temyiz itirazının reddi ile, hükmün kusura ilişkin gerekçesinin düzeltilmek suretiyle onanmasına karar verilmesi gerekmiş (HUMK m. 438/son), davalı-karşı davacı erkeğin tüm, davacı-karşı davalı kadının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
.../...
2-Tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, boşanmaya yol açan olaylardaki kusur dereceleri, paranın alım gücü, kişilik haklarına yapılan saldırı ile ihlâl edilen mevcut ve beklenen menfaat dikkate alındığında davacı-karşı davalı kadın yararına takdir edilen maddi ve manevi tazminat azdır. Türk Medeni Kanununun 4. maddesindeki hakkaniyet ilkesi ile Türk Borçlar Kanununun 50 ve 52. maddesi hükmü dikkate alınarak daha uygun miktarda maddi (TMK m. 174/1) ve manevi (TMK m. 174/2) tazminat takdiri gerekir. Bu yönler gözetilmeden hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/23650, K. 2017/2698, 13 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama