KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/23863 E., 2016/1228 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 21 Ocak 2016
- Mahkemesi
- Aile Mahkemesi
- Dava türü
- Karşılıklı Boşanma
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı kadın tarafından kusur belirlemesi, tazminat taleplerinin reddi, nafaka miktarları ve vekalet ücreti yönünden, davalı-karşı davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, velayet, tazminat taleplerinin reddi, nafakalar ve kişisel ilişki süresi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle
tarafların birbirlerine karşılıklı fiziksel şiddet uyguladığı, davacı-karşı davalı kadının güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, davalı-karşı davacı erkeğin de, eşine ve eşinin babasına ağır hakaretler ettiği, mahkemece, evlilik birliğinin sarsılmasında tarafların eşit derecede kusurlu bulunduklarına ilişkin tespitin sonuç itibariyle doğru bulunduğunun anlaşılmasına göre tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Hukuk Muhakemeleri Kanunun 141. maddesi gereğince tahkikat aşamasında iddia ve savunma genişletilemez. Davalı-karşı davacı erkek 28.02.2013 tarihinde tahkikat aşamasında Türk Medeni Kanununun 174. maddesine dayalı maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Davacı-karşı davalı kadının bu talebe açık rızası bulunmadığı gibi, bu konuda usulünce yapılmış bir ıslah (HMK.m.176) işlemi de mevcut olmadığından, mahkemece hakkında olumlu ya da olumsuz karar verilebilecek nitelikte, bir maddi ve manevi tazminat talebi mevcut değildir. Bu durumda; davalı-karşı davacı erkeğin maddi ve manevi tazminat talebi hakkında “usulüne uygun ileri sürülmediğinden karar verilmesine yer olmadığına” şeklinde karar verilecek yerde, kesin hüküm oluşturacak şekilde reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3-Dosyaya sunulan Sosyal Güvenlik Kurumu kayıt örneğinde davacı-karşı davalı kadının "aktif çalışmaktadır" şeklinde çalışma kaydının bulunduğu görülmektedir. O halde mahkemece davacı-karşı davalı kadının çalışma durumunun araştırılarak, kadın lehine Türk Medeni Kanununun 175. maddesi uyarınca yoksulluk nafakası verilmesi koşullarının oluşup oluşmadığı değerlendirilip gerçekleşecek sonuca göre karar verilmesi gerekirken, bu husus nazara alınmadan eksik inceleme ile kadın lehine yoksulluk nafakası takdir edilmesi doğru görülmemiştir.
4-Davacı-karşı davalı kadının davası kabul edildiği halde, kendini vekille temsil ettiren davacı-karşı davalı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmemesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/23863, K. 2016/1228, 21 Ocak 2016 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama