KÜNYE
2. Hukuk Dairesi 2015/24240 E., 2017/3457 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2017
Karar Metni
345 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davacı-karşı davalı kadın tarafından, ortak çocukyararına verilen iştirak nafakası yönünden; davalı-karşı davacı erkek tarafından ise, kadının kabul edilen boşanma davası, kusur belirlemesi, tazminatlar, nafakalar ve velayet düzenlemesi yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davalı-karşı davacının kendisine kusur olarak yüklenen ortak konutun aboneliklerini iptal ettirdiği vakıası ispatlanamamış ise de; birlik görevlerini yerine getirmeyen, annesi ve kızkardeşinin, eşine yönelik olumsuz tutum ve davranışlarına müdahale etmeyen ve eşine "İstemiyorum, onunla işim bitti" diyerek birlikte yaşamaktan kaçınan davalı-davacı erkeğin, birlik görevlerini yerine getirmeyen ve ailesinin evlilik birliğine müdahalesine sessiz kalan davacı-karşı davalı kadına nazaran boşanmaya sebep olan olaylarda ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, davalı- davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.
2-Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesinin 12. maddesi ile Çocuk Haklarının Kullanılmasına İlişkin Avrupa Sözleşmesi'nin 3 ve 6. maddeleri, iç hukuk tarafından yeterli idrake sahip olduğu kabul edilen çocuklara, kendilerini ilgilendiren davalarda görüşlerini ifade etmeye olanak tanınmasını ve görüşlerine gereken önemin verilmesi gerektiğini öngörmektedir. Çocukların üstün yararı gerektirdiği takdirde görüşlerinin aksine karar verilmesi mümkündür. Velayet hususu, çocukları ilgilendiren konuların en başında gelir.
.../...
Mahkemece; yaşları nedeniyle idrak çağında bulunan ortak çocuklar 15.10.2002 doğumlu velayet konusunda görüşlerine başvurulmadan velayet düzenlemesi yapılmıştır. Bu bakımdan, ortak çocukların bizzat hakim tarafından veya istinabe suretiyle eğitim, kültür, yaşam olanakları bakımından nerede yaşamak istedikleri konusunda bilgilendirilerek, velayet hakkındaki tercihlerinin kendilerinden sorulması ve toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilip, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup, bozmay ı gerektirmiştir.
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, E. 2015/24240, K. 2017/3457, 28 Mart 2017 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama